İstemediği halde aşırı düzeyde sigara kullandığını söyleyen bir arkadaş ile görüşüyordum.
10.02.2015 18:06
Eğitim
Ramazan VAROL

İstemediği halde aşırı düzeyde sigara kullandığını söyleyen bir arkadaş ile görüşüyordum.

İstemediği halde aşırı düzeyde sigara kullandığını söyleyen bir arkadaş ile görüşüyordum.
Olabildiğince kendisine zarar verdiğini bilmesine rağmen bu maddeyi neden kullandığına bir türlü anlam veremiyordu.
Bu arada kendisine sigarayı bırakması konusunda akıl verenlerden de nefret ettiğini söylüyordu.
Kendisini itina ile dinledikten sonra,
"Evrende var olan her şeyin tek sahibi vardır. O da Allahtır. Kim var olan şeyler içinde kendisinin de bu varlık alemine ait bir varlık olduğunu unutur ve aidi olduğu şeyin sahibi olduğunu düşünmeye kalkışırsa evrenin yaratılış kanununa ters hareket etmiş olur.
Evrenle zıtlaşan kişi yaratıcısıyla zıtlaşmış gibidir.
Bu anlamda evreni ve içinde var olanları insanın insanca yaşaması için yine insanın hizmetine sunan yaratan insanı da sadece yaratıcısının ilkelerini dikkate alarak insanca yaşaması konusunda sadece kendisine emanet etmiştir.
Bu anlamda insan kendisinin sahibi değil aidi olduğu evrenin bir parçasıdır. Aynı zamanda aidi olduğu evreni yönetebilme yetisi ile donatılan bir birikime sahiptir. Dolayısıyla bu birikimi korumak ve geliştirmek sorumluluğu ile de baş başadır.
Yani insan aslında Allah tarafından yaratılmış ve insanca yaşaması için evreni onun insanca yaşaması için sadece kendisine emanet edilmiştir.
O halde insan insan kalma konusunda bizzat kendisi kendisine emanet edilmiş bir varlıktır.
Kendisine emanet edilen bir varlık sadece aittir sahip değil." dedim. Sonra da,
"Sahibi olmadığı bedenini ya da sadece kendisine emanet olarak verilen bedenini, ruhunu aidiyet bilinci içinde değerlendirmek durumundadır.
Ait olduğu bedenini sahibi gibi kullanmak emanete ihanet olacağı gibi varlık sapmasına da neden olabilecektir.
Ait olduğu varlığın ilkeleri ile hareket eden insan özünü güçlendirip özü gür insan olabileceği gibi özünü bedenine bağlayıp ona bağımlı kılan da özünü zayıflatıp köreltebilecek, köleleştirebilecektir." dedim.
Bu sözlerim üzerine arkadaş,
"Hocam şimdi çok iyi anladım. İnsan bir işi özünün gereği olan şeylerle yaptığında güçlü özünü bir şeylere bağımlı kıldığında ise zayıf oluyor. 
O halde özün güçlü olması bağımlılığı engelleyebilir mi?" diye sorunca,
"Özün gür olması kişinin kendini özün gürlüğünü oluşturan şeylerle meşgul olmasıyla doğru orantılıdır.
Öz Allah'ın ilkeleriyle yani evrensel ilkelerle örtüştüğü oranda mutlu huzurlu ve gürdür. Aksi durumlarda geçici ve bağımlı kılıcı şeylere yönelebilir. Kendini onlarla mutlu huzurlu ve güçlü hissedebilir." diye cevap verdim.
Bu cevap üzerine arkadaş,"Bu sözlerinizden kendimi huzursuz, mutsuz, sıkıntılı hissettiğim zamanlarda beni bağımlı kılabilecek davranışlara başvuruyor olduğumu anladım. 
Halbuki daha önce ya da her hangi bir zamanda kendimi huzurlu, mutlu ve rahat hissettiğim ilkeli davranışlar sergilediğim bir davranış belirleyip bu tür zamanlarda onunla meşgul olursam bu dönemi atlatabilirim. Dolayısıyla kendimi de bağımlı olmaktan kurtarabilirim." deyince gerçekten de oldukça mutlu oldum.
Hayatını emanet aldığı varlığa ait bir emanet olarak algılayıp onun ilkeleri ile yaşamını yönetmeyi öğrendikçe yaratılış amacına uygun yaşamayı özgürleştirip bağımlılıklardan da kurtulmayı başarabilmeniz dileği ile sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)