Kıymet verdiğim bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Gelmiş geçmiş çok değerli insanları konuşuyorlardı.
10.02.2015 18:04
Eğitim
Ramazan VAROL

Kıymet verdiğim bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Gelmiş geçmiş çok değerli insanları konuşuyorlardı.

Kıymet verdiğim bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Gelmiş geçmiş çok değerli insanları konuşuyorlardı.
Sessizce oturdum ve o kıymetleri dinlerken oldukça duygulandım ve onları dinlemekle dahi değerlendiğimi düşündüm.
Uzun bir süre dinlemenin verdiği huzuru yaşadım. Bana da söz verdiklerinde, bu hazzı bana yaşattıkları için her birine ayrı ayrı teşekkür ettim ve,
"Bu evrende nice değerli, özü gür insanlar yaşadı. Belki de onların anılarının geçtiği yerlerde yaşıyoruz. bu ruhu hissedebilmek de ayrı bir ruh gerektirir." dedim. Sonra da,
"Evrene değer kazımış, bu evrende yaşayan bizlere de hayatımız adına izler bırakmış bütün bu kıymetler her yaptıklarına bir anlam ve bir amaç belirlemişlerdi.
Amaçlı yaşamanın hazzı ile yaşıyor ve bu şekilde yaşamanın gerçek özgürlük olduğuna inanıyorlardı." dedim. Bir arkadaş, "Hocam, şu özgürlük kavramını açabilir misiniz?" diye sorunca,
"Hayatı yaşarken yaptığımız her eylemin bir beden bir de ruh yönü vardır. Her ikisi de desteklendiğinde bu eylemler insani olurlar. Teke düştüklerinde ise insanlıktan çıkarlar.
Bu anlamda her davranışın beden yönünü araç, ruh yönünü de amaç temsil eder.
Tıpkı kabuk ve özün tohumu oluşturması gibi. İkisi bir araya geldiğinde ancak meyve veren bir ağaç yetişiyor.
Şimdi biraz düşünmenizi rica ediyorum.
Davranışlarında dikkatlerini tamamen beden yönüne yani araca odaklayan kişi araca enerji kazandıracak ve dolayısıyla onu güçlendirecektir.
Amacı öne çıkarmış olan kişi de amacı yani ruhu güçlendirecektir.
Şunu iyi bilmek gerekir ki beden yani araçlar yok olucu ruh yani amaçlar ise her zaman ebedi kalıcıdır.
Bu ikisi arasındaki dengeli ve zamanlı ilişkiye özen göstermek gerekir.
O halde nitelikli ve bütün insanlığı kucaklayıcı ilkeleri ile oluşturulmuş amacını güçlendiren insanlar özlerini güçlendirdikleri için özleri gürleşmiştir. Bu yüzden de amaçları ve insanlığı kucaklayan davalarına da çok güçlü bir şekilde bağlanmışlardır.
Güçlendirilen araç yani kabuk, beden olduğunda kendini özgür zanneden kabuk, araç, beden özü ortaya çıkmamak üzere içine hapsedecek ve kabukla oturup kalkacaktır. Dolayısıyla görünen kabuk ihtişamının altında hiç bir üründen bahsedilemeyecektir.
Halbuki özü, amacı, ruhu gürleştirildiğinde ise özgürlük bütün insanlığın yararlandığı ürünlere dönüşecektir.
İşte bu evrende ilkeli davranışlarıyla hayatı paylaşmış nice özü gür olan bu değerler örnek alındıkça örnek alanları da değerli kılacak donanımlara sahiptirler.
O halde bu değerlerin hayat hikayelerini değil asıl nitelikli davranışlarını öne çıkarıp onları yaşatmak bizim de insanlığı kucaklayan bu davaya bir katkı olacaktır." dedim.
Dikkatle dinleyen arkadaşlarım teşekkür ettiler.
Bütün arkadaşlarla birlikte hayatını insanlığı kucaklayan değerlerle yaşamaya adamış olan değerlerimizi hayırla yad ettik.
Her zerrenin bir değer ile yaratıldığı şu evrende o değerleri değerlendirerek onlarla değerlenen ve sayısız değerlerle güçlenmiş olarak donanımlı bir yaşam oluşturmanız dileği ile sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)