Yaşadığı her olayı ve sorumluluğu gereği elinde olan her şeyi onun sahibi imiş gibi algılayan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
10.02.2015 18:03
Eğitim
Ramazan VAROL

Yaşadığı her olayı ve sorumluluğu gereği elinde olan her şeyi onun sahibi imiş gibi algılayan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.

Yaşadığı her olayı ve sorumluluğu gereği elinde olan her şeyi onun sahibi imiş gibi algılayan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
Sahibiyet ve aidiyet kavramlarını çok iyi kavrayamadığı konuşmalarından çok iyi anlaşılan arkadaş yaşananlardan hiç hoşnut olmadığını bilakis oldukça üzgün ve kızgın olduğunu söylüyordu.
Kendisini dikkatle dinledikten sonra,
"Evrende var olan her şeyin tek bir sahibi vardır. O da Allahtır. Sahibi olduğu her şeyi istediği tasarrufa sahip olan Yüce Allah, yaratma ve yaşatma ahlakı içinde bu tasarrufu da çeşitli ilkeler üzerine inşa etmiştir.
Bu ilkeleri yaşatarak sahibiyet kurduğu bu evrende her varlık Allah'a aittir.
Dolayısıyla ona ait olan bir varlık ancak aidiyet içinde yaşadığında hayatı gerçek anlamda bir anlam ifade eder.
İnsan sorumluluğu gereği karşılaştığı her şeyi kendi sahibiyeti içinde algıladığında zaten sahibi olmadığı bu evrende aynı zamanda aidiyetini de kaybeder. 
O halde evrende yaratma ve sahip olma ahlakı Allah'a ait iken tabii ki yaşatma ahlakını dizayn etmek de ona ait olacaktır.
Bu anlamda insan sorumluluğu gereği karşılaştığı şeyleri Allah'ın sahibiyeti içinde ona ait bir durum olarak algıladığı zaman kendisini bu evrenin bir parçası kılar.
Sonraki adımlarda evrende var olan her şeyin sahibi olan Allah'ın ilkeleri ile hareket edip ona göre davranışlar sergilemesi de onu evren içinde kendi konumuna yükseltecektir.
Burada dikkat edilmesi gereken temel felsefe sahibiyet ve aidiyet olgusu olmalıdır." dedim.
Bu sözlerim üzerine dikkatle dinleyen arkadaş, "Çok net ve çok güzel anladım hocam. O halde biz bulunduğumuz konum gereği elimizde bulunan her şeyin asıl itibari ile Allah'a ait olduğunu düşündüğümüzde aidiyet bilincine ulaşıyor kul olduğumuzu hatırlıyoruz. 
Evrende her varlığın aslında kul olduğu bilinci ile de diğer varlıklardan farklılığımızı ise Allah'ın bu elimizde bize emanet olarak verilen şeyi Allah'ın yaratma ve yaşatma ahlakı içinde ilkelerle değerlendiriş kalitemize göre de kendi kimliğimizi ortaya çıkarıyoruz." deyince o kadar mutlu oldum ki,
"Daha ötesi de var. Sorumluluk algılarımız dahi ya aidiyet ya da sahibiyet düşüncesiyle birlikte işliyor.
Bu anlamda örneklendirecek olursak, Çocuğumuzun sadece babası olduğumuzu unutup onun sahibi gibi davranabiliyoruz. Ya da onların bizim sahibimiz gibi davranmalarına müsaade edebiliyoruz.
Babamızın annemizin sadece evladı olduğumuzu unutup ya onun bizim sahibimiz olduğunu zannederek öyle davranıyoruz ya da onun bizi sahiplenmesini bekliyor ve sahiplenmediği zaman kırılıp gücenebiliyoruz." dedim.
Hayatı yaşarken karşı karşıya kaldığınız her olayı evren ile bütünleşmenizi sağlayan bir unsur olarak algılamanız sonrasında da ilkeli yaşam ile de farkınızı ortaya çıkarmanız dileği ile sevgi ile paylaşıyorum.(R. Varol)