Kurduğu hayallerin bir süre sonra gerçek olduğuna inanmaya başladığını söyleyen bir arkadaş gelmişti ziyaretime
10.02.2015 18:00
Eğitim
Ramazan VAROL

Kurduğu hayallerin bir süre sonra gerçek olduğuna inanmaya başladığını söyleyen bir arkadaş gelmişti ziyaretime

Kurduğu hayallerin bir süre sonra gerçek olduğuna inanmaya başladığını söyleyen bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
Artık olumsuz düşüncelerinin önüne geçemez olduğunu söyleyen arkadaş oldukça sıkıntılı ve oldukça üzgündü.
Kendisini dikkatle dinledikten sonra,
"Hayaller bir insanı sürekli gelişen ve geliştirip değiştiren en önemli olmazsa olmaz bir insani özelliktir." dedim. Sonra da bu durumun daha iyi anlaşılması için,
"Hayallerin niteliği de tıpkı sözler ve davranışlar gibi sahibinin donanımı ve niteliği ile doğru orantılıdır.
Zannın çirkininden günah gerekçesi ile kaçınmamızı isteyen ilahi uyarılar aynı zamanda gördüğü duyduğu ve şahit olduğu şeyleri düşüncesi ile kirletmemesi gerektiği gibi daha ötede güzele yöneltmesi konusunda uyarılarak desteklenmiştir.
Bu anlamda bir insan tabii ki hayaller kurmalıdır. Hatta hayalini olabildiğince de çoğaltmalıdır. Bununla birlikte kurduğu hayalin sadece bir dua niteliği taşıdığını unutup o hayalin içine girerek onu gerçekmiş gibi yaşaması insanın sadece kişiliği ile doğru orantılıdır." dedim.
Bu sözlerim üzerine dikkatini hiç bırakmadan dinleyen arkadaş, 
"Yani hocam insana sürekli kendisini geliştirip yetiştirmesi amacıyla insanca yaşaması için Yaratıcısı tarafından emanet edilmiş olan hayal nimetini değerlendirmek herkesin kendi kapasitesi doğrultusundadır. 
Bu nokta da insan kurduğu hayallerle kendi kapasitesini ortaya koyduğu gibi onları gerçekleştirme adına girdiği çaba ile de insanlığını kanıtlamış olur. Demek istiyorsunuz." deyince konunun çok iyi anlaşıldığını düşünerek,
"Evet." dedim ve eksik bırakılan kısma yönelerek,
"Her insan insanlığı gereği kapasitesi ölçüsünde hayal kurar. Bununla birlikte bu hayali hemen gerçek zannedip içine girip gerçekmiş gibi yaşayanlar sadece hayal aleminde yaşamaya mahkum olurlar. 
Bu hayalin niteliği de düşüncenin niteliği ile doğru orantılıdır. Yani iyi düşünce ise kendine göre iyi, kötü düşünce ise kendine göre kötü bir hayal dünyasında yaşamasına sebeptir.
O zaman yapılacak asıl şey kendisini geliştirip arzu ettiği gibi biri olmaya yöneltecek bir hayal kurup bunun hemen içine girip de hiç bir işlem yapmadan istediği gibi biri olamayacağını düşünerek sadece bu hayali bir yol gösterici gibi değerlendirmelidir.
Şunu iyi bilmelisin ki, yaşadığın hayatta her şeyi görür ve duyarsın. Bununla birlikte sadece kendine layık olanı düşünüp, konuşup davranarak yaşatırsın.
Hayaller de bir insan için hayal olarak kaldığı sürece kendisine yarar oluşturur. Nerede içine gireceğine hayalin dışında kalarak ancak karar vermelidir. 
Her hayalin içine girmeye çalışan insan hayatı boyu sadece hayal dünyasında yaşar. Muhatap olduklarını da iyi ya da kötü bu yaşamak istediği hayatın yani hayalin içine çekmeye çalışır.
Bu durumda bu tür insanlarla muhatap olurken de dikkatli olmakta yarar vardır. " dedim. Bu sözlerim üzerine arkadaş, "Şimdi çok iyi anladım Hocam. Ben kendi niteliğimle konuşur, düşünür ve yaşarım. Yaşadıklarımı daha nitelikli kılmak adına bana verilmiş bir nimet olan hayali sadece bu amaca yönelik yararlı değerlendirmem gerekir. Yoksa kendime göre bir dünya yaratıp onu yaşamaya ve başkalarını da buna göre kıyaslamaya çalışırım." deyince gerçekten çok mutlu oldum.
Yaşadığınız hayatı gerçekleri görerek memnuniyet ya da memnuniyetsizliklerinizi de dikkate alarak gözden geçirmenizi sonra da memnun olduklarınızı daha iyi, memnun olmadıklarınızı da memnun olabileceğiniz noktaya getirme konusunda güzel hayaller üretip onlara yaklaşma adına güzel çalışmalar yapmanız dileği ile sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)