Yaşına takıntı yapan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
20.01.2015 19:43
Eğitim
Ramazan VAROL

Yaşına takıntı yapan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.

Yaşına takıntı yapan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
Sürekli yaşlandığını dile getiriyor ve üzülüyordu.
Yaşlı olmak korkutuyordu arkadaşı. 
Arkadaşı dikkatle dinledikten sonra,
"Yaşınız mı yoksa yaşıyor olmanız mı önemlidir?" diye sordum.
Bu soru üzerine arkadaş "Tabii ki yaşıyor olmam." diye cevap verdi.
Bu cevabın üzerine,
"İnsan yaşarken yaşıyor olmasına dikkatini verdiğinde özür dileyip çözmesi gereken davranışlarını da şükredip daha da güzelleştirmesi gereken davranışlarını da tespit edip şekillendirebilir. 
Aksi durumda ise dikkatini yaşlanmaya verdiğinde sürekli şikayet içinde sitemkar bir yapı oluşturur." dedim.
Bu sözlerim üzerine arkadaş, "Yani bu anlattığınız sanki bir bakış açısı gibi. Değil mi?" diye sorunca da,
"Tabii ki. İnsanlar yaşadıkları her davranışı bir düşünce sistemi içine koyarak yaparlar." diye cevap verdim. Sonra da,
"Hayatı yaşarken, kullanıp tükettiklerine dikkatini verenler, Yaşamın amacını ve kazanıyor olmalarının şükrünü ve değerini taktir edemeyeceklerdir.
Bu anlamda insan nitelikli yaşamak adına daha fazla niteliği yakalamak amacıyla kazandığı birikimlere dikkatini verdiğinde yaşıyor olmasının ciddi bir önemi olacaktır.
Yaşlanıyor olması değil daha nitelikli yaşama ulaşıyor olması esastır insanın. Çünkü nitelikli yaşamı yakaladığında bu yaşam ölümsüzleşecek ve ebedi yaşamın temeli atılmış olacaktır." dedim.
Hayatta yaşarken belirli bir amacı varsa insanın harcamak bilakis kazanmak, tüketmek bilakis üretmek demektir.
O halde hayatını nitelikli yaşama adamak adına seferber eden bütün değerli arkadaşlarıma bu hayatı yaşarken yaşlanmanın hüznüne ve şikayetine değil yaşamanın sevinci ve şükrüne odaklanmanız dileği ile sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)