Olaylar karşısında hislerinin önüne geçemediği için duygusal çarpıklıklar yaşadığını söyleyen bir arkadaş gelmişti yanıma.
15.01.2015 19:40
Eğitim
Ramazan VAROL

Olaylar karşısında hislerinin önüne geçemediği için duygusal çarpıklıklar yaşadığını söyleyen bir arkadaş gelmişti yanıma.

Olaylar karşısında hislerinin önüne geçemediği için duygusal çarpıklıklar yaşadığını söyleyen bir arkadaş gelmişti yanıma.
Olabildiğince üzgün ve kırgındı kendisine karşı. Çünkü benim hislerim çok güçlü diyerek kendini gerçekten insan olarak seven kişilere karşı bile duygu dikkatini kendi saplantılarıyla karıştırabiliyordu. 
Bu durum kendisini bu yaşananlarla dikkatini verdiği konu üzerine odaklıyor ve tamamen kişiselleştiriyordu. 
Bu yüzden de bu olayları yaşadığı kişileri sahibiyet olgusu içinde kendisine ait gibi düşünüp paylaşmak istemiyordu.
Bu düşüncenin kendisine zarar verdiğini düşünüyordu.
Kendisini dikkatle dinledikten sonra,
"Yaşanan olaylar olması gerektiği gibi akıp giderken onunla muhatap olan insanlar ise bu yaşanan olaylar karşısında farklı farklı tutumlar içine girerler.
Bu durum aslında kişinin kendisine ait yaşam sürecini ortaya koyar.
Yaşam sürecinde her insanın durduğu yere göre gitmek istediği yer farklılıklar arz eder.
Bu yüzden insanlara durduğu yeri fark ettirip durması gereken yerde mi durduğunu düşündürmek gerekir.
Aslında yaşadığımız her olayın da temel amacı bu farkındalığın sağlanmasıdır.
Yaşanan olayları her insan kendi süreci ile yaşarken bunu yaşayan insanlarla muhatap olanlar da olaya kendi süreçleri nispetinde müdahil olurlar.
Burada en çok dikkat edilecek olan şey 'Dikkati vermemiz gereken noktadır. Çünkü dikkat enerjiyi kendi üzerine çeker.'
O halde olaylar kendi akışında devam ederken dikkatimiz o olaydan kendimize dair güzel dersler çıkarmaya, güzel birikimler elde etmeye, öğrenmeye yönelmelidir.
Aksi durumda tesadüfe kalan dikkat yaşanan olayı sadece görünene ve o anki hissine dikkatini vermesine ve o şekilde algılamasına neden olacaktır.
Şunu çok iyi bilmek gerekir ki, 'Göz sadece baktığını değil bakarken dikkatini verip o anda hissettiğini görür.
Kulak sadece dinlediğini değil dinlerken dikkatini verip o anda hissettiğini duyar.
Dil sadece konuştuğunu değil konuşurken dikkatini verip o anda hissettiğini söyler.'
O halde 'Düşüncenin kötü ve çirkin olanı yani art niyetli olanı günahtır' ilahi uyarısı ve 'Davranışlar niyetlere göre şekillenir' Nebevi uyarısı çerçevesinde düşünürsek önce beynimizi kirli düşüncelerden arındırmamız gerekir.
Her insanın yaptığı kendisine ait bir sevap ya da günahken o olayı kendine mal ederek neden kendi beynini, gözlerini, kulaklarını ya da dilini kirletesin ki?" dedim.
Dikkatle konuşmamı sonuna kadar dinleyen arkadaş,
"O kadar güzel anladım ki hocam. Şu an neden bu duruma düştüğümü de anladım. Aslında suçluluğum da bir kat daha arttı." deyince,
"Suçluluk duymak yerine fakındalık duy. Özür dile ve çöz." dedim.
Bu sözüm karşısında oldukça heyecanlanan arkadaş, "Hiç düşünmemiştim suçluluk güveni yok edip o hatayı tekrar ettirirken farkındalık hatayı fark ettirip doğrusunu yapmaya ve konuyu çözmeye yöneltiyor. Değil mi?" diye sorunca konunun çok iyi anlaşıldığını düşünerek "Evet." demekle yetindim.
Yaşadığı hayatı bir bütün olarak görüp yaşadıkları ile sadece bu yolun neresinde olduğunu fark etmeniz için sevgi ile paylaşmak istedim. (R.Varol)