İnsanları anlamakta oldukça zorlandığını ifade eden bir arkadaşımla konuşuyorduk.
15.01.2015 19:34
Eğitim
Ramazan VAROL

İnsanları anlamakta oldukça zorlandığını ifade eden bir arkadaşımla konuşuyorduk.

İnsanları anlamakta oldukça zorlandığını ifade eden bir arkadaşımla konuşuyorduk.
Bütün insanların mı anlaşılmamak için konuşmalarla durumu zorlaştırdıklarını merak ediyor ve bu durumu olabildiğince sorguluyordu.
Kendisini dinledikçe anlaşılmak isteyen bir değerin karşımda olduğunu daha iyi anladığım arkadaşıma,
"Dil, deneyimin bizzat kendisi olmadığı gibi sadece ikinci derece temsili olabilir." dedim. Sonra da,
"Dil ancak insana vermek istediği mesajı ulaştırmak amacı ile lütfedilmiş büyük bir nimettir.
Eğer bu nimet arzu edilen temel mesajı gizlemek ya da saptırmak amacı ile kullanılıyorsa amacından sapmış demektir.
Amaca hizmet etmeyen dil evreni yok etme amacına güdülenmiş bir silah gibidir.
O halde dilin temel amacı evreni tanımak ve tanıdığı evren ile anlaşılır bir şekilde iletişim kurmaktır.
Bu anlamda insan dili etkili konuşabildiği oranda evren ile iletişim içinde olabilir.
Niteliği kendisine bağlı olan konuşmacının anlaşılması da aslında bu dilin nitelikli birikimi ile doğru orantılıdır."dedim.
Arkadaş oldukça etkilenmiş olmalıydı ki,
"Peki Hocam, evren ile en etkili nasıl iletişim kurulabilir. O dil konuşulabilir?"1 diye sorunca,
"Şikayet, yalan ve mazeret bizi evren ile anlaşmaktan uzaklaştıran hatta bizi evren ile yok saydıracak bir diyaloğun içine sokan en etkili dildir.
Özür ve şükür ise insanı evren ile barıştıran hatta dost olduran en etkileyici dildir.
O halde insanın kullandığı dil kendi iç evreni ile kurduğu ilişkinin de kalitesini gösterir." diye cevap verdim.
Büyük bir merakla, "Nasıl yani hocam?" diye sorunca da,
"Elin de ayağın da, gözün de kulağın da, burunun da bedenin de, beynin de kalbin de, dilin de suskunluğun da bir dili vardır.
Bütün diller tek bir dili konuşmak amacı ile insana lütfedilir.
Bütün kitaplar kutsal kitaplar da dahil sadece bu dili anlaşılır kılmak için yazılır ve okunur. 
Bütün sözler onun için söylenir ve bütün söylemler onun için dinlenilir.
Bu dili yakalayanlar ancak kendi iç evreni ile barışık olurlar. Dolayısıyla da konuşmalarının çok etkileyici bir tadı, lezzeti vardır.
Dinleyenlere huzur ve mutluluk saçan bir yönü vardır.
Denizin dilini anlayıp onun sesini duyanın onu anlaması ve o sayede huzuru yakalaması ve buna uygun davranması gibi,
Gökyüzünün dilini anlayıp onun sesini duyanın onu anlaması ve o sayede huzuru yakalaması ve buna uygun davranması gibi, 
Güneşin Ayın dilini anlayıp onun sesini duyanın onu anlaması ve o sayede huzuru yakalaması ve buna uygun davranması gibi, 
Yıldızların dilini anlayıp onun sesini duyanın onu anlaması ve o sayede huzuru yakalaması ve buna uygun davranması gibi,
Dağların, Ovaların, Ormanların dilini anlayıp onun sesini duyanın onu anlaması ve o sayede huzuru yakalaması ve buna uygun davranması gibi,
Kısaca kendisi de dahil evrenin bu sevgi dilini fark edip önce kendi sonra da kendi dışındaki bütün varlıklarla iletişime geçmesi gibi.
Evrenin dilini konuşarak anlaşabilmeyi ve iletişim içinde olabilmeyi amaçlayan bütün değerli arkadaşlarıma sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)