Bu yola girmenin gereği olan şeyleri başkalarının yapış edişlerine takılmadan öğrendiği asıl insanlık ilkeleri ile yaşamanın mutluluğunu yaşamalı.
26.12.2014 19:52
Eğitim
Ramazan VAROL

Bu yola girmenin gereği olan şeyleri başkalarının yapış edişlerine takılmadan öğrendiği asıl insanlık ilkeleri ile yaşamanın mutluluğunu yaşamalı.

Dünkü yazımdan sonra bir çok arkadaşım insanca yaşamanın oldukça zor olduğunu hatta bazıları insanlığın öldüğünü yazıp durmuşlar.
Bu yazılar beni oldukça etkiledi. Çünkü bu düşüncede olan arkadaşlarımın hayatı yaşama paradigmaları konusunda ciddi sorunları olduğunu anladım.
Onlar şahsında bütün arkadaşlarıma,
"Şunu çok iyi bilelim ki, insanca yaşamak asla bir tesadüf değil kesinlikle bir tercihtir.
Önemli olan bu tercih ile yola çıkan kişinin insanca yaşamanın gereğini yerine getirme konusundaki kararlılığıdır.
Her karşılaştığı kişi ya da olay ile farklı bir yapı oluşturmaya çalışan kişi insanca yaşamayı başkalarının yapış ya da olayların geliş tesadüfüne bırakacaktır. Halbuki evrende hiç bir şey siz istemediğiniz sürece asla bir tesadüf değildir.
Yaşanan her olay bizim insanlığımız için bir gelişim ve eğitim unsurudur.
İnsan hayat içinde gelişim ve eğitimi ne için istediğini bilmezse eğitim sürecini yerinde saydırır ve sürekli de sıkılır ve sınıfta kalır.
O halde bir insan önce yaşamak istediği hayatı sorgulamalı.
Neden ve nasıl yaşamak istediğini belirlemeli.
Bu yaşamak istediği hayat konusunda dik durmalı, kararlı olmalı.
Bu uğurda yaşadıklarının her birinin işkence ve ızdırap, musibet gibi görünse dahi birer cennet fırsatı olduğu bilinci ile mutlu olmalı.
O halde mutluluk dahi yaşamak istediğin hayatı belirledikten sonra gerçek anlamını bulur. Bunun dışındaki düşüncelerin tamamı hayatı sadece tesadüflere bırakmak olacaktır.
Sahi siz mutluluğu başkalarını mutlu etmekte ya da başkalarının sizi mutlu etmesinde mi arıyordunuz?
İşte mutluluğu buralarda arıyorsanız insanca yaşamayı tesadüfe bırakmış bomboş bir hayat girdabına girmişsiniz demektir.
İnsan insanca yaşamanın ilkelerini öğrenme yoluna girmeli önce.
Bu yola her ne pahasına olursa olsun girmeyi göze almalı.
Bu yolda kalmayı her ne pahasına olursa olsun göze almalı insan.
Bu yola girmenin gereği olan şeyleri başkalarının yapış edişlerine takılmadan öğrendiği asıl insanlık ilkeleri ile yaşamanın mutluluğunu yaşamalı.
Bu uğurda yaşadığı her şeyin insanca yaşama dair ilkelerini çaldırmadan görüntüsü ne olursa olsun kararlı bir şekilde yaşamanın asıl mutluluk olduğu bilincinde olmalı.
Başkalarından beklentiyi bırakıp hayatın kontrolünü insanca yaşama ilkelerine bırakmalı. Bu konuda yaratıcı ile yakın olup sadece ona dost olmalı.
Önce bu şekilde yaşamı tercih edip sevmeli ki mutlu olsun.
'Ümmet, hak üzere olmak demektir velev ki tek kişi olsun.' ecdat sözü akılda çok iyi tutulmalıdır.
O halde yaşadıklarının her birinin birer tercih olduğunu bilen insan yanlışlarına özür dileyerek takılmadan doğrulara yanaşmalı.
Doğrularını da fark ettikçe karşılığında neler görürse görsün kararlılığını devam ettirmenin en büyük mutluluk olduğu paradigmasını beynine çok iyi yerleştirmeli.
Sorumluluklarının da tamamen birer tercih olduğunu hatırlamalı ve bu tercihi ile mutluluğu da hüznü de cenneti de cehennemi de seçeceğini çok iyi düşünmeli. Şikayeti, mazereti, yalanı hayatının dışına atıp özrü ve teşekkürü hayatının merkezine koyabilmeli.
Şimdi hayatı ve hayatı yaşarken aldığınız sorumlulukları bir kez daha sorgulama zamanı...
Ya almalı ya da vermeli insan. 
Ya susmalı ya da konuşmalı insan.
Ya sevmeli ya da bırakmalı.
Ya özür dilemeli ya da teşekkür etmeli.
Ya bir ışık olarak yaşamalı ya da ölümü ile bir ışık gibi dirilmeli insan.
Aldığı ya da alması gereken sorumluluklarını özür ve şükürle devam ettirip mutlu olmalı insan ya da şikayet, mazeret ve yalanları bırakıp bitirmeli, sınırlar koymalı insanca...
Sevgi ile paylaşmak istedim.(R. Varol)