Hayattan bir türlü bir şeyler öğrenemediğini söyleyen bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
09.12.2014 22:31
Eğitim
Ramazan VAROL

Hayattan bir türlü bir şeyler öğrenemediğini söyleyen bir arkadaş gelmişti ziyaretime.

Hayattan bir türlü bir şeyler öğrenemediğini söyleyen bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
İçinde neden olduğunu bilmediği bir öğrenme korkusu olduğunu söylüyordu.
Yaşadığı her olaydan bir şeyler öğrenmek istediğini söyleyen arkadaş bunu nasıl becerebileceğini de bilemiyordu.
Öğrenmeyi öğrenme eğitimlerimize de davet ettiğim bu arkadaşı dikkatle dinledikten sonra,
"Öğrenmek zannedildiği gibi asla ezberlemek ya da fotokopi çekmek, kayda almak demek değildir.
O halde öğrenmek yaşanan o olaydan kendi yaşamımız için bir şeyler kazanmaktır.
Öğrenmek muhatap olduğumuz şey ile birlikte hayatımıza olumlu bir paradigma/bakış açısı katabilmektir.
Öğrenmek muhatap olduğumuz şeyden anlamlı yaşam için daha farklı bir mantık, anlayış, zenginlik çıkarabilmektir. 
Öğrenme hayat sorumluluklarımıza yepyeni kazanımlar elde etme yolları oluşturmaktır." dedim.
Sonra da,
"İnsanlar genelde öğrenme adına kendilerine hayat boyu öğrenmeyi haram ederler.
Mesela, 
'Bakıyorum bakıyorum göremiyorum.
Çalışıyorum çalışıyorum anlamıyorum.
Dinliyorum dinliyorum işitmiyorum.
Düşünüyorum düşünüyorum algılayamıyorum.
Zorluyorum zorluyorum sevemiyorum vb.'
Sözlerini defalarca söylemişsinizdir.
Bu durum sizi asla öğrenmeye değil çaresizliğe sürükler. Yani öğrenmenin zıddı gibi olan çaresizlik kişiyi çepeçevre kuşatınca öğrenme de asla gerçekleşmez olur.
Halbuki,
"Şöyle baktığımda değil de şu şekilde baktığımda görebiliyorum.
Burada değilde şurada, bu şekilde değil de şu şekilde, bu zamanda değilde şu zamanda vb. çalıştığımda daha iyi anlıyorum.
Bu olaydan bu şekilde düşündüğümde hata yaptığımı ama şu şekilde düşünürsem daha rahat algılayabileceğimi öğrendim.
Şunları söyleyip bunları yapabildiğimde sevmeyi de öğrenebilirim diye düşünüyorum vb. gibi yaklaşıldığında öğrenme daha rahat gerçekleşecektir." dedim.
Bu sözlerim üzerine arkadaş,
"Hocam biz o zaman bütün sorumluluklarımızda sadece çaresizlik öğreniyormuşuz." deyince,
"İnsanlar sorumluluklarının tamamında maalesef bu hataya düşüyorlar." dedim. Sonra da,
"Yıllarca evli kaldığı eşinin ne kadar sinirli ve çekilmez biri olduğunu söyleyip dururken bir eş çaresizlik içine girdiği gibi şikayet ve dedikodularla da yaşam kalitesini düşürmeyi öğreniyor aslında.
'Halbuki, şöyle bir durum eşimi oldukça kızdırıyor ama şunu yapınca da hemen sakinleşiyor.' ifadesi ise gerçek öğrenmeyi yansıtıyor.
Arkadaşlarının, komşularının, işçilerinin, patronlarının, hocalarının ya da öğrencilerinin ne kadar lüzumsuz, tembel, asalak olduğunu söyleyip duran insanların aslında ne kadar da çözümsüzlük girdabına girdiklerini ve yaşam kalitelerini yerlerde süründürdüklerini bir düşünün.
Halbuki, 
'Bütün bu sayılan insanların bu şekilde davrandığında çok üzüldüğümü fark ettim. Onları kaybetmek de istemiyorum. O halde böyle durumlarda artık şu şekilde davranmayı deneyeceğim.' paradigması hem gerçek öğrenmeyi kazandırır hem de yaşam kalitesini ne kadar da geliştirir.
Kızıp küserek hayatınızdan çıkardığınız birini sürekli yaptığı yanlışlarla, hatalarla anmaya çalışmanız sizi olabildiğince çözümsüzlüğe ve niteliksiz yaşamaya itecektir.
Halbuki,
'Hayatınızdan çıkarmakla oluşturduğunuz boşluk sizi mutlu edecek bir şeyle doldu ise bu sevindirici bir öğrenmedir. 
Onun boşluğunu mutluluk verici şekilde dolduracak başka bir şeyle dolduramayacağınızı öğrenmeniz de yaşamınızdaki değerleri öğrenmenizi sağlayacaktır." dedim.
Yaşadığı her olayla birlikte öğrenmeyi tesadüfe bırakma gafleti içinde olan insanlar her zaman çözümsüzlüğe ve öğrenilmiş çaresizlik kaderine muhatap olacaktır.
Halbuki yaşadığı olaylardan ne öğreneceğini bizzat düşünüp kendisi çıkaran insanlar ise öğrenme kaderini ellerinde tutma kaderiyle muhatap olacaklardır. Aslında bu da öğrenmeyi öğrenme olacak ve yaşam kalitesini artıracaktır.
Hayatı paylaşmakla onur duyduğum arkadaşlarıma yaşadıklarından öğrendikleriyle nitelik kazanmaları ve her daim çözüm odaklı olmaları dileği ile sevgi ile paylaşıyorum.(R. Varol)