Bir dönem hayata bakış açılarını değiştirdiği hayatının bir parçası olacak kadar önemseyip paraya, makama değil de insan sermayesine verdiği değer gereği dostluk kurduğu öğrencilerinden, arkadaşlarından, akrabalarından sürekl
08.12.2014 09:55
Eğitim
Ramazan VAROL

Bir dönem hayata bakış açılarını değiştirdiği hayatının bir parçası olacak kadar önemseyip paraya, makama değil de insan sermayesine verdiği değer gereği dostluk kurduğu öğrencilerinden, arkadaşlarından, akrabalarından sürekl

Bir dönem hayata bakış açılarını değiştirdiği hayatının bir parçası olacak kadar önemseyip paraya, makama değil de insan sermayesine verdiği değer gereği dostluk kurduğu öğrencilerinden, arkadaşlarından, akrabalarından sürekli zarar gördüğünü söyleyen bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
Üzüldüğü ve hayal kırıklığına uğradığı yüzünden okunabilen arkadaşa yönelerek,
"Yapılan her yatırım bizzat sahibinindir. 
Kim hayat ya da bilgi, birikim sermayesini nereye yatırım yaptı ise oradan alacaktır. Kazancını da kaybını da." dedim.
Bu söz karşısında etkilenen arkadaş, "Oldukça derin ve anlamlı bir söz. Sanki bütün üzüntü ve sıkıntılarımı aldı götürdü." dedi.
Bu söz karşısında oldukça memnun oldum ve,
"Bir insanın sermayenin helal ve kaliteli olması kadar o sermeye yatırımının da helal ve nitelikli olmasıdır gerçek kazanç." dedim. 
Bu sözü duyar duymaz heyecanlanan arkadaş,
"Yatırım nitelikli olmazsa sermaye kaliteli olmasına rağmen yine de zarar görür mü?" diye sordu.
"Yatırım asıl sermeyeyi insana bahşedene ise elde olan ne olursa olsun o artı kazançtır.
Yatırım asıl sermayeyi insana bahşedene değil de beklenti oluşturulmuş şahsiyetlere ise o zaman beklenti oluşturulan kişilerin asaletine teslim olunmuş demektir.
İşte önceki azlık ya da yokluk gibi görünen mi yoksa sonraki çokluk ve varlık mı gerçekleri yansıtır. Bunun muhasebesini çok iyi yapmak gerekir." dedim.
Bunun üzerine arkadaş,
"Ya bu sermayeden başkaları nemalanıyorsa. O zaman ne olacak?" diye sorunca,
Sadece tebessüm ederek,
"Sermaye her zaman sadece sahibine aittir. 
Bu sermayeyi kendisinin gibi algılayıp öyle göstererek ondan nemalananlar en büyük hırsızdırlar." diye cevap verdim.
"Peki dostluklar ne oluyor o zaman?" diye sorunca da,
"Gerçek dostlarının sırtına basarak yüksek dallardaki meyvelere uzananlar yedikleri yiyeceklerinin nemalarıyla oburlaşıp o yukarıdaki dallardan aşağı yuvarlanabilme ihtimalini hiç düşünemeyenlerdir." dedim.
"Hocam. Bu ne kadar anlamlı sözler böyle. Ben neden bu kadar problem etmişim bu tali şeyleri. Asıl nokta ne kadar önemli imiş." deyince,
"İnsanlar bu sermaye ile birlikte elde ettikleri sıcak nemaların oluşturduğu sarhoşluğu her halu karda tüketeceklerdir. 
Tüketilen nemalar sonrasında kendilerine gelecek ve sadece o sermayeye kalacaklarını anlayacaklardır. 
O sermayenin de bizzat sahibine ait olduğunu gördüklerinde ancak hırsız olduklarını kavrayabileceklerdir." dedim.
Bu söz üzerine, "Hocam artık hiç bir söz söylemiyorum. Her şeyi Yüce Yaratıcım olan Allah'a havale ediyorum herkesi. 
Sermayeme sahip çıkmalıyım. Artık daha da dikkatli olmalıyım." demeyi de ihmal etmedi.
Bütün sermaye sahibi arkadaşlarıma bu sermayelerini gerçek yatırımlara dönüştürmesi için sabrın en değerli güç olduğunu hatırlamaları için bir hediye olarak bu yazımı sevgi ile paylaşıyorum.(R. Varol)