Bilgi insanı esarete götürebilir mi? sorusunu sordu bir arkadaşım.
02.12.2014 11:37
Eğitim
Ramazan VAROL

Bilgi insanı esarete götürebilir mi? sorusunu sordu bir arkadaşım.

Bilgi insanı esarete götürebilir mi? sorusunu sordu bir arkadaşım.
Bu sorunun cevabı üzerine bir yazı yazılabilir mi sorusu üzerine sizler için kaleme aldığım bir yazıyı paylaşıyorum.
Davranışlar, kişinin asaletini de esaretini de ortaya çıkaran en bariz göstergedir.
Bir şeyi öğrenir ona inanır ve güveniriz. Sonrasında da o inanç ve güvenle o bilginin gereğini cesaret göstererek davranışa yansıtırız. 
İşte tam da davranışa yansıtırken o bilginin asaleti ya da esareti ile karşı karşıya kalırız.
Bilginin asaleti insanlık tarihi boyunca gösterdiği ışık ve rehberlik ile apaçık her zaman ortada olmuştur.
İnsanlığın atası Hz. Adem Peygamber ortaya koyduğu ilk davranışla insanlığın önüne tertemiz bilginin önündeki engelleri kaldırıp asalet ışığını sergilemiştir.
Hz. Adem Peygamber Yaratıcısı olan Allah'tan aldığı tertemiz bilgiye inanıp güvenmiş onun gereğini de sürekli davranışlarıyla ortaya koymuştur. 
Aynı asil bilgi ile karşı karşıya kalan İblis ise gurur ve kibir gibi duygularının esareti içine girerek asil davranışlar yerine rezil davranışlar göstermiştir.
Böyle çirkin bir davranış ortaya koymasına rağmen İblis asil bilgiyi seçip asaletini göstermek yerine kirli duygularının esaretine girip rezaleti öne çıkarmıştır.
Bu durumdan daha dikkat çekici olan ise İblis'in kendi kiri, esaret ve rezaletine Hz. Adem Peygamber ve eşini de dahil etme çabasına girmesidir.
Bu çaba ne kadar rezil bir durum ise Hz. Adem Peygamberin bu rezaleti fark eder etmez esaretten kurtulup asaleti tercih etmesi de o kadar asildir.
İşte insanlık tarihi bu asalet ve esaret davranışı ile başlamış ve bu davranış sonunda insanlığı temsil eden Hz. Adem Peygamber Allah'ın öğrettiği tertemiz bilgiyi öne çıkarıp insanlık onuru ve ışığını yansıtmıştır. 
Tertemiz bilgiyi örten ve kirliliği öne çıkarıp insanlığı esarete sürükleyen bilgi ve duyguyu ise bir rezalet olarak göstermiştir. 
O halde yaptığı hareketin çirkin olduğunu fark edebilecek kadar asil olabilenler ancak hayatlarını bu kirli esaretten kurtarabilir ve tertemiz olabilme şerefine erebilirler. 
Öğrendiği asil bir bilgi olmadığı ya da yaptığı çirkinliklerle öğrendiği asil bilgiyi tamamen örttüğü için onu göremeyip fark edemeyenler de vardır. İşte onlar çöplüğün ya da lağımın kokusuna sürekli orada yaşamalarından ötürü alıştığı için o çirkinliği fark edemezler. 
Sonrasında da bu çirkinliklerde esaret ve rezalet içinde yaşayan bataklık insanı olurlar. 
Bu bataklıktan kurtulabilmenin yolu olan asalete sahip olabilmek de ancak Allah'ın öğrettiği tertemiz ve asil bilgiye yeterince inanmak ve güvenmekle mümkündür.
Bu imkanı sürekli aydınlık tutmak kirli düşünce ve duyguların esaretinden kurtulabilmenin olmazsa olmazıdır. 
Bu asil bilgiye karışan kirli düşünce ve duyguların esaretine girip dikkati sadece kirliliğin içinde uğraşmaya vermek rezil olmanın göstergesidir.
Dikkati asil bilgiye verip kiri temizlemeye çalışmak da kurtuluşa ermenin bir göstergesidir.
Yaptığı hareketlerin temizliği ve güzelliği ile mutlu olmayı başarabilen insanlar ise davranışlarının temizliği ve güzelliğini üzerlerinde taşımanın onurunu bile tek başına yeterli bir asalet nedeni olduğunu bilirler. 
Sonrasında da şükür içinde davranışlar sergileyerek bu asaleti daha da pekiştirirler.
İnsanlığın başlı başına bir asalet olduğunu anlayıp insanlığının önündeki esaret ve rezalet engellerini kaldırabilmeniz umuduyla sevgiyle paylaşıyorum.(R. Varol)