Kadına şiddetin konuşulduğu bir ortamda idik.
02.12.2014 11:36
Eğitim
Ramazan VAROL

Kadına şiddetin konuşulduğu bir ortamda idik.

Kadına şiddetin konuşulduğu bir ortamda idik.
O kadar kadın kelimesi kullanıldı ki, insan kavramının sanki kadın ile eş değerde olduğunu düşündürdü.
Söz alarak,
"İnsana ve insan olmaya ya da insan kalmaya şiddeti de konuşsak." dedim ve,
"İnsan önce cinsiyeti bir kenarda tutup insan kavramını düşünmeli.
Kendimizi ve karşımızdaki kişiyi önce insan olarak görebilmeli. Sonra da her ne ile karşılaşırsa karşılaşsın insan kalmaya direnebilmeyi öğrenebilmeli." dedim. Sonra da bir süre derinden düşünerek, 
"İnsanı insan olarak yaratan Allah, insan kalma sorumluluğunu da bizzat kişinin kendi sorumluluğu altına vermiştir.
O halde hayat boyu her ne olursa olsun yaşanan olaylar kişinin insan olmasını, insan kalarak yaşamını idamesini gerektirir.
Şiddet insani bir eylem olmadığı gibi insana yakışır bir şey hiç değildir. 
Bu anlamda bir insan her ne olursa olsun şiddete baş vurduğunda insanlığını kaybederek zaten en büyük cezayı önce kendine vermiş olur.
Şunu da iyi bilmek gerekir ki, şiddet sadece fiziksel değildir. Şiddetin zihinsel, sosyal ve manevi olan kısmı da vardır. Dolayısıyla bunların hepsi de şiddettir ve insanlık dışıdır." dedim. Dikkatle dinlenildiğimi düşünerek,
"Zaman zaman holiganlaşır, egoistleşir ve evren bizim zannederiz.
Sonra da bu düşünceyi harekete geçirerek "En büyük benim" anlamını içinde barındıran; 
"En büyük asker bizim asker", 
"En büyük takım bizim takım", 
"En büyük cemaat bizim cemaat", 
"En büyük ırk bizim ırk", 
"En büyük parti bizim parti" 
"En büyük aile bizim aile" vb. yargılar bir süre sonra yaşanan basitlikleri ya görmezden gelmeyi ve başkalarına suç atmayı, lekelemeyi ya da o basitliği değil de "En büyük..." diye adlandırılan şeyi tamamen yok saymayı içine alabilir.
Sonrasında "En Yüce olanın Allah" olduğunu bilip durarak yaşanan küçük ya da büyük çirkinlikler bir kez daha "En büyük benim" ifadelerinin yanlışlığını kavratır bize.
"Yaşanan olaylar insana insan olduğunu hatırlatıyorsa işte bu durum kabullenilir bir durumdur. 
Haklı çıkmak ya da mazeretler üretmek için çaba sarf etmek yerine, "İnsanlığın bir gereği olarak yapılan hata ancak insan gibi düzeltilebilir." Paradigması ile yola çıkılarak çözüldüğünde insanca bir anlam bırakılır evrene.
Tam aksi bir tavırla yaşanan olaylara, 
"İşte bak ben demiştim.?" 
"Nasıl da haklı çıktım."
"Zaten olacağı buydu."
"Bunların hepsi böyle."
"Kimseye güvenmeyeceksin bu dünyada."
"Hepsini asacaksın." vb. yargılarla insan olma ötesi tavırlar daha büyük yanlışları beraberinde getirebilir.
"Yanlış tavırdan yola çıkıp yanlış yargılara ulaşmak insani bir yaklaşım değildir."
Hatta "Görünen iyi ya da kötü bir pazıldan/parçadan yola çıkarak daha önce yapılmış olan diğer iyi ya da kötü bütün pazılları yok sayıp pazılın tamamına iyi ya da kötü yargısına girmek insani bir tavır değildir." 
Bu durumu bir insan ya da bir sorumluluk olarak da düşündüğümüzde durum değişmeyecektir.
O halde evren hepimizindir. Hepimiz insanız. Hepimiz yanılır ve hata yaparız. Önemli olan yargı değil insanlığımıza çıkaracağımız derstir. Sonraki yaşamımızda yolumuza ışık tutmasını sağlamaktır." dedim.
Gündemimizin bir gereği olarak sevgi ile paylaşmak istedim.(R. Varol)