Kendisini kaybettiğini düşünen bir arkadaş gelmişti yanıma.
07.11.2014 14:39
Eğitim
Ramazan VAROL

Kendisini kaybettiğini düşünen bir arkadaş gelmişti yanıma.

Kendisini kaybettiğini düşünen bir arkadaş gelmişti yanıma.
Olaylar karşısında verdiği tepkilerinin sürekli değişkenlikler izlediği için kendisini tanıyamaz olduğunu söylüyordu.
Arkadaşı dikkatle dinledikten sonra,
"Kendini sadece sahip olduklarıyla tanıyanlar kendilerini belirli bir sınırın içine hapsedenlerdir.
Bir süre sonra girdikleri bu hapisten çıkamaz olurlar ve tepkileri de her geçen vakitte daha da hırçınlaşır. En sonunda da bezgin bir duruma gelir." dedim. Sonrasında da,
"Farklı bir açıdan baktığımızda da, 
Kendini sadece sahip olduklarıyla sınırlı tanımlayanlar sahip olduğunu düşündüğü şeylere bağımlılık gösterirler.
Dolayısıyla onları kaybetmeyi asla göze alamazlar. Kaybedeceğini düşündüğü şeylere karşı hırçınlık, sahibi olduğunu düşündüğü şeye karşı da kıskançlık ve kapris oluştururlar." dedim.
Arkadaşın dikkatle dinlediğini fark edince,
"Şimdi de daha farklı olarak,
Kendini sadece sahip olduğunu düşündüğü şeylerle sınırlı tanıyanlar, bu sahip olduğunu düşündükleri şeyleri kaybettikçe kendilerini de tanıyamaz olmaya başlayacaklardır. Çünkü kaybettikleri ile birlikte kendilerini de kaybedeceklerdir." dedim.
Bu sözüm üzerine derinden düşünen arkadaş,
"Nasıl olur da ben kendi kendimi hapsedebiliyorum? Bunu net olarak anladım hocam. Teşekkür ederim. Artık kendimi özgür kılmanın yollarını arayacağım." dedi.
Kendini ve evreni tanımak için sürekli öğrenmeye ve gelişime açık olmak her düşünceden yararlanmak bunlara kendi hakikatini kavramaya çalışmaktır asıl olan.
Hayatı boyu kendini tanıma mücahedesi içinde olmanız dileği ile sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)