Her seferinde arkadaşlarının vefasızlığı ile karşı karşıya kalmış bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
25.10.2014 16:39
Eğitim
Ramazan VAROL

Her seferinde arkadaşlarının vefasızlığı ile karşı karşıya kalmış bir arkadaş gelmişti ziyaretime.

Her seferinde arkadaşlarının vefasızlığı ile karşı karşıya kalmış bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
Oldukça yorgun, bezgin ve bir o kadar da mutsuzdu.
Konuşmalarından anlaşılan oydu ki, yaşadığı olaylar ona bir ders olmamıştı. Bu yüzden de bu dersi alması ve bir şeyler öğrenebilmesi için her seferinde sanki sınıf tekrarı yapıyordu.
Kendisini dikkatle dinledikten sonra,
"Yolu olanlar için arkadaşlığın ve arkadaşın bir önemi vardır.
Yolu olmayanın arkadaşlığı yolsuzluk üzerine kurulmuştur.
İnsan hayat yolculuğunda asla arkadaşa göre yol belirlemez. 
Arkadaşa göre yol belirleyenlerin yolu yol değil arkadaş yoludur.
Bir insanın yolu gerçekten yol ise ve bu yol evrensel bir kabul ile oluşmuş bir yol ise yani kesinliği belli Allah ilkeleri ile şekillenmiş bir yol ise bu yol gerçek yoldur.
Yolu bulmak yola girmenin başlangıcıdır sadece.
Yola girmek inanç ister. Yola ve sahibine güven ister.
Sabır ve istikrar ister. 
Düşünme ve yaşadıklarını anlayabilme onlardan bir şeyler öğrenerek yol alabilme ister. 
Sürecine saygı ister. 
Yola vefa ister. 
Yolun sahibine saygı ister. 
Dua ister. 
Emek ister. 
Çaba ister." dedim sonra da,
"Yolda karşılaşacağın her şey yaşadıkların dahil senin yol arkadaşındır.
O halde arkadaşın sadece et ve kemikten oluşan nesnel bir şey olması olması gerekmez.
Arkadaş önünü görmen ve yoluna devam etmen için arkanı sağlamlayandır. Bu durum ise tamamen seninle alakalıdır. Yani arkanı sağlamlayan anlamını sen verir ve ona göre hareket edersin. Arkanı sağlamlayan şeyler her zaman değişebilir. Görecelidir. Bununla birlikte yol daimidir.
O halde yolundan emin olanın yaptıklarına güvenenin o yolda karşılaştığı her şey yol arkadaşı olabilir. Önemli olan şey arkadaşlığının anlamını ve asaletini oluşturan şeyin yol olduğudur." dedim. 
Bu söz üzerine arkadaş,
"Yani asıl olan yolun güvenilirliğidir. Yolda sağlam duruşumuzdur. Öyle mi?" diye sorunca,
"Tabii ki." dedim ve, "Her sorumluluğumuzu bir yolculuk olarak düşünelim. Bu sorumluluğumuzun yolculuğuna yolcu ile değil asıl yolun önemini kavramakla başlamalıyız.
Yolcunun niteliği ile yolu değerlendirenler yolun anlamını bilemeyenlerdir. 
Yolcunun vefasızlığı karşısında yolu satanlar yolun anlamını bilemeyenlerdir.
Yolcunun cömertliği ile yola ihanet edenler yolun anlamını bilemeyenlerdir.
Yolcunun değerlendirmeleri ile yolu değerlendirenler yolun anlamını bilemeyenlerdir.
Yolcunun yol bilmezliği ile yolu sürekli eleştirenler yolun anlamını bilemeyenlerdir.
Kısaca, Yolcu yoldan çıkınca yolsuzdur. Yoldan çıkan kendi adına yoldan çıkmıştır. Birlikte yola çıktığı insanı da yoldan çıkarmaz.
Önemli alan çıkılan yolda sürekli olarak yolun değeri ve önemini değerlendirmektir." dedim.
"Yol onun, yolcu onun gerisi hep angarya,
Yüz üstü çok süründün ayağa kalk sakarya" (N. Fazıl) diyen şairin dili ile yol arkadaşlarıma sevgi ile paylaşıyorum.(R. Varol)