Düşüncelerinin sürekli eleştirileceği inancı ile onu paylaşmaktan korkup endişe duyan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
16.10.2015 16:24
Eğitim
Ramazan VAROL

Düşüncelerinin sürekli eleştirileceği inancı ile onu paylaşmaktan korkup endişe duyan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.

Düşüncelerinin sürekli eleştirileceği inancı ile onu paylaşmaktan korkup endişe duyan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
Sürekli arkadaş grubu arasında tedirgin yaşadığını sanki bulunduğu grubun düşüncesi tarafında olması gerektiği gibi bir fikir oluştuğunu söylüyordu.
Bu durumda kendi kimliğini kaybettiğini ve bir türlü kendini bulamadığını ifade ediyordu.
Arkadaşı dikkatle dinledikten sonra,
"İnsan iç dünyasında düşündüklerini dış dünyaya ifade ettiği oranda diğer varlıklardan kendini ayırır." dedim ve sonra da,
"Şunu çok iyi bilmek gerekir ki, dillendirilmeyen iç düşüncenin doğru ya da yanlışlığı ile ilgili bir birikim de elde edilemez. Dolayısıyla da düşüncelerini ya da davranışlarını geliştirip değiştirme fırsatını da kaybeder.
Daha ötede düşünceler sadece aynı düşünceyi paylaşanların yanında dillendirilip farklı düşünceyi paylaşanların yanında gizleniyor hatta onlarla aynı imiş gibi ortaya çıkıyorsa paylaşılan farklılık oranında kişilik tiplemeleri ortaya çıkabilir." dedim.
Bu sözlerim üzerine arkadaş,
"O zaman bir insanın başkaları tarafından eleştirilme, yargılanma endişesinin temel kaynağı da bu anlattıklarınızda gizli. Öyle mi?" diye sorunca,
"Evet." diye cevap verdim ve,
"İnsanlar inandıkları düşüncelerini ancak güvenle dillendirirler. Dillendirdikleri güven dolu düşünceleri ancak ölçme değerlendirmeye ve onun için gerçek mücahedeye yöneltebilirler." dedim.
Bu söz üzerine arkadaş, "Ya inandığın gibi ol Ya da göründüğün gibi inan." ecdat sözü gibi insanın iki, üç, beş yüzlü olmasının önüne geçip dürüst kişilikli bir birey olması üzerinde duruyorsunuz. Değil mi?" diye sorunca,
"Tabii ki." diyerek,
"İnsan düşüncelerini nasıl oluşturduğunu hatırlamaya çalışmalıdır. Bunu yapabilmesi için mutlaka dillendirmesi gerekir. Samimi olup düşünce saplantısı içinde olmadan gelişime açık olarak bunu yapmalı ilkeli bir şekilde. 
Belki de o düşünceler hiç onaylamadığı kişilerin ya da doğru ya da yanlış olduğu o zaman için deneyimlenmemiş yıllar önce beynine yerleşen bir düşünce olabilir. 
Ya da o zamanki küçücük çocuk aklı, ya da o zamanki kültür düzeyinde oluşturduğu bir düşüncesi de olabilir.
İşte bütün bunlardan korkmadan cesurca, özgür, öz güvenli ve gelişime, geri bildirime açık bir şekilde düşüncelerini her farklı ortamda da dillendirip her düşünceden de yararlanma bilinci içinde hareket etmek gerekir." dedim.
Bu söz üzerine de arkadaş,
"Şimdi daha iyi anladım hocam. Teşekkür ederim." dedi.
Düşüncelerin iyisi kötüsü olmaz. Sadece saf, temiz olanı, saf ve temiz olmasına rağmen deneyimlenmemiş olanı ya da kirlendiği için safiyetini kaybetmiş olanı vardır.
Gizli, saklı ya da sadece kirliler yanında kaldığında ortaya çıkamayacak olan bu düşünceler ancak paylaşıldığında belirginleşir ve diğerlerinden daha temiz ve yararlı ise onların da temizlenmesine ve yararlı hale gelmesine katkı sağlar.
Bütün sorumluluklarında düşüncelerinizi bir daha gözden geçirip onları sürekli temizleyip onlara güven duyacak kadar öz güvenli olmanız ve her insanın düşüncelerine sizinkinden daha temiz daha yararlı olabilir düşüncesi ile bakarak hareket etmeniz dileği ile sevgi ile paylaşıyorum.(R. Varol)