Bir arkadaşımın ricası üzerine bu yazıyı ona ithaf ederek paylaşmak istedim.
16.10.2015 16:20
Eğitim
Ramazan VAROL

Bir arkadaşımın ricası üzerine bu yazıyı ona ithaf ederek paylaşmak istedim.

Bir arkadaşımın ricası üzerine bu yazıyı ona ithaf ederek paylaşmak istedim.
Hayat başlı başına kişinin kendisini tanıma sürecidir.
Bu süreç yaşadıkları ile anlam kazanır.
Yaşadıklarını sürecini fark edip öğrendiklerini artırarak kazanım haline getirmek de sıradan bir hal almasını sağlayıp kaybetmek de kişinin kendi elindedir.
Hayatı bir bütün olarak algılayıp başarıyı sorgulayacak olursak hayatta en büyük zafer kişinin kendini tanıma sürecinde aşama kaydetmesidir.
Yaşam sürecinde dostta düşman da kişinin bizzat kendisidir.
Önemli olan kişinin kendi varlığını kabul etmesi ve var oluş sürecine saygı duyup var oluş nedenini ve bunun için şu an nerede durduğunu fark etmesidir.
İşte var oluş sürecinde yaşadıkları ile kendini tanıyıp bu sayede var oluş amacını gerçekleştirme bilinci ile çalışan insan kendisini dost edinmiş insandır.
Bu süreçte yaşadıklarını sadece yaşayıp sonra da şikayetlerle şekillendiren insan da var oluş sebebini kaçırmış ve kendini kendine düşman etmiştir.
Bu anlatılanlarla düşünürsek kişinin dışarıdan düşman araması sadece özden bir kaçıştır.
İnsanın dışarıdaki dostlarla bile mutlu olamayışı, yaşadıkları nedeniyle şikayetlenişi de özünü dost edemeyişidir. 
Evren kimsenin mülkü olmadığı gibi evrende yaratılan hiç bir şey de kimsenin mülkü değildir. Sadece evrende yaşayanlar için Yaratıcısının bir hediyesi ve emanetidir.
Sahip olunan değerler ancak bu emanet bilinci ile hareket edildiğinde kişiye dost olarak yaşam sürecine katkı sağlar.
O halde kişinin yaşadıklarını iyi ya da kötü kabullenip ona göre adım atması, o şekilde davranması onu yaşam sürecinde başarıya sürükleyecektir.
Şunu iyi bilin ki, hayat süreci kişilerin kendi varlıkları üzerine kurulduğunda kendisi için bir anlam ve değer ifade eder. Aksi durumda hayat sadece başkalarına aittir.
Atılan adım var ise hayatın gerçek amacına doğru yürüme ve yakınlaşma vardır.
Bu amaca doğru bir çaba yok ise tembellik ve mazeretlerle şekillenen hep başkalarının konuşulduğu şikayet dolu bir hayat vardır.
O halde dostta düşman da sadece bir algıdır ve insanın içinde özündedir. Hangisini önemsiyorsa onunla bütünleşip hayat sürecini onunla tamamlar.
Kendimiz olarak başladığımız bu hayatta yaşarken evrene ve onun içinde yaşayanlara bakarken dost ya da düşman, tutarken dost ya da düşman, konuşurken dost ya da düşman, düşünürken dost ya da düşman vb. oluruz.
Hayatı ya kendimizle dost ya da düşmanca yaşarız.
Hayat sürecinizi kendinizle dostluğu yakalamış bir birey olarak diğer bütün sorumluluklarınızı dostça yürütmeniz dileği ile sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)