Kırklı yaşları artık bitirmiş ellili yaşlara yelken açmış olan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
03.10.2015 15:56
Eğitim
Ramazan VAROL

Kırklı yaşları artık bitirmiş ellili yaşlara yelken açmış olan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.

Kırklı yaşları artık bitirmiş ellili yaşlara yelken açmış olan bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
Belli ki o yaşların ve o yaşa dek yaşadıklarının ciddi bir birikimi vardı. Bu yüzden olabildiğince hayat içinde bir insanın sınırları olmasının önemini kavramıştı.
Bununla birlikte nasıl sınır konulur? Nasıl! Hayır' denilir? Bilmiyordu ve öğrenmek istiyordu.
Dinlemenin bile huzur verdiği bir danışan edasıyla konuşan arkadaşı dikkatle dinledikten sonra,
"'Hayır' larının içi dolu olan insanların ancak 'Evet' lerine güvenilebilir." dedim. Sonra da,
"Bir insanın 'Hayır' diyemediği için yapamayacağı sözleri vermesi, sonunu getiremeyeceği sorumluluklara aday olması, insanların umutlarını kırabilecek vaatlerde bulunması vb. beraberinde vefasızlıkları getirir." dedim.
Dikkatle dinlenildiğimi fark edince de,
"Sabır, doğruluğu konusunda şüphe edilemeyecek eminlikteki görüş ve davranışlarımızda ısrar etmek sebat göstermek demektir.
O halde doğru olduğuna inanmadığın hiç bir işe girmeyecek, doğru olduğuna inandığın bir işi de sonu ne olursa olsun güvenle sonuçlandıracaksın.
Böyle olduğunda 'Hayır' larının içini doluracaksın ve bu yüzden de ne vefasızlık, ne suçluluk ne de sorumsuzluk yaşamış olacaksın." dedim.
Bu sözlerim üzerine arkadaş,
"Şu bilgilerden önce 'artık sabrım kalmadı.' diye düşünüyordum. 'Bu durum beni sanki ukala hale getirmişti. Şimdi ise anladım ki, hayatımda beni mutsuz eden ya da üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için sınırlarımı koymaya başlamış ve hayırlarımın içini doldurmaya başlamışım.
Anladım ki, insanların sürekli laf sokmalarına, dedi kodu, iftira, had ve sınır bilmez eleştirilerine ve bitme tükenme bilmez talep ve beklentilerine artık sabır olarak bakmamak gerekiyormuş. Sadece ben müsaade ettiğim için bunu yapıyorlarmış. 
Ben ne zaman bu duruma bir sınır koyarsam o zaman had ve sınır bilirlerle yoluma devam edebilecekmişim. 
Anladım ki, benden hoşlanmayan insanları memnun etmek gibi bir zorunluluğumun bulunmadığını, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybetme aşamasına geldiğim an yaratılanı yaratandan ötürü sevmenin bana ciddi bir yarar sağlayacağını anlayıp sadece sınırlarımı koymam bu duruma katkı sağlayacakmış.
Yine anladım ki, artık sürekli mazeretler üreterek şikâyetlerle dolu bir dil takınan ve sürekli yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcayacak zamanım yokmuş.
Dikkatimi, zamanımı sadece yapmam gereken işlerle, vaktimi değerlendirmeme değecek kişilerle değerlendirmem gerekiyormuş.
Anladım ki, yaşadığım hayatta oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekârlıkların ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyormuşum. 
Çokbilmişliğe ve akademik ukalalıklara da tahammülüm yokmuş. 
Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyormuşum. 
Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyormuşum.
O halde şimdi bütün bu sayılan istemediğim şeylere artık sınır koyuyor ve 'Hayır' diyorum.
Anladım ki, ben bütün varlıkların her birinin apayrı değerde yaratıldığını ve farklılıklarını korudukça bu değerlerin ancak yaşayabileceğini, yeri geldiğinde zıtlıklardan oluşan bir dünya oluşturabilirmişim.
Anladım ki, ben bütün bu sayılan nedenlerden ötürü katı ve toleransı olmayan insanlardan kaçınıyormuşum. 
Bu yüzden yumuşak, naif, ihsankar ve toleransı olan insanlara zaman ayırmak istiyormuşum.
Anladım ki, arkadaşlıkta, dostlukta sadakatsizlikten ve ihanetten hoşlanmıyormuşum. 
Birisine nasıl iltifat edileceğini ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen ve özellikle de anlamayan insanlarla bir arada olamıyormuşum. 
Abartılar ve yalakalıklardan, iki, üç, beş yüzlülüklerden nefret ediyormuşum.
Artık sabrın ne demek olduğunu çok iyi anladım hocam. Çok teşekkür ediyorum." deyince sadece dinlemede kalarak tebessümle onayladım.
Hayatı yaşarken ne istediğini ve ne istemediğini bilerek çeşitli yüzlülüklerden kurtulmanız dileği ile sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)