Önce kavramların dilini bilmeliyiz
30.11.2013 16:48
Eğitim
Ramazan VAROL

Önce kavramların dilini bilmeliyiz

Dün çok değerli bir arkadaşımı ziyaret etmeye gitmiştim.
Onu yanında bir grup öğretmen arkadaşı ile sohbet ederlerken buldum.
Öğretmenler gününden, eğitim öğretimden, bilgi ve ilimden bahsediyorlardı.
Beni görünce işte tam adamı da geldi diyerek sohbetlerine katı verdiler.
"Önce kavramların dilini bilmeliyiz." diyerek ilim ve bilgi kavramlarını konuşalım istedim.
"İlim kişinin sadece kendisini ve yaratılışı ile birlikte getirdiği potansiyelini ortaya çıkarmasını, bilmesini sağlayan bir araçtır." dedim.
Sonra da, "Bir araç için yakıt ne ise, bir insan için yemek, su, elbise ne ise ilim de bir insanın insanca yaşaması için odur." dedim.
"Yakıt aracın yol alması için değil de depolamak için olduğunda ya da yemek, su, elbise sadece biriktirmek amaçlı olduğunda yük olmaktan öte gitmeyecek baş belaları olacaktır." dedim.
Bu sözümden sonra bir arkadaşım "Hocam, gerçekten de amaç dışı kullanılan bütün araçlar insana amaçlı yaşama konusunda sadece bir tuzak oluyorlar." dedi.
Bu cümle gerçekten de mantığı net olarak anlatıyordu. Bunun üzerine,
"Değerli arkadaşlarım, önce insan kitap okurken kendini tanımak, daha nitelikli bir birey olmak için okur. Yoksa bu yazar nerede hata yapmış bir teftiş yapayım diye değil." diyerek dikkatleri daha can alıcı bir noktaya çekmek istedim.
"Bir insan sırtında, deposunda vb. onları değerlendirmese, kullanmasa dahi yeterince malzeme bulunduğunu düşünüyorsa yeni ama tam ihtiyacı olan bir şeyi asla alma gereği duymayacaktır." dedim.
Bu sözüme bir arkadaşım, "Ağzına kadar su ile dolu bir bardağı yanında olmasına rağmen susuzluktan ölecek bir insanın bardağına nasıl su koymaya çalışabilirsiniz? Değil mi hocam? Ancak bu insanlara bu suyun içilmek için, susuzluğunu gidermek için bir nimet olduğu anlatılabilir. Aynı zamanda bardak suya benzeyen bir zehir ile dolu ise onu boşaltmadan nasıl ona temiz su konulabilir?" deyince konunun ne kadar da net olarak anlaşıldığını anladım. Sonra da bu anlaşılmanın verdiği rahatlıkla,
"Hayatta ne öğrendiğimiz, nasıl öğrendiğimiz, kimden öğrendiğimiz kadar öğrendiklerimizin öğrencisi, öğretmeni ve özellikle de sadece taşıyıcısı değil aynı zamanda yaşayıcısı olmanın da oldukça ciddi önemi vardır." diyerek bilginin insanın beynine güzel ve anlamlı bir düşünce nimeti, diline güzel ve anlamlı bir konuşma nimeti, kalbine güzel ve anlamlı bir duygu nimeti vb. katmasını beraberinde getirmesi gerektiğini vurgulamak istedim. 
Daha sonra da farklı bir bakış açısı ile, 
"Hayat yaşadıklarımızla birlikte bizlere başlı başına bir eğitim öğretim müfredatı sunarken bu müfredata uygun davranıp ondan yeterince hayata dair mesajlar çıkarmak ve öğrenmeler göstererek onları hayatın aktivitesine katmak ise apayrı bir ayrıcalık olsa gerek." dedim. 
Bunu da şöyle ifade ettim.
"Bazen gözlerimizden akan yaşlarla hüznümüzden,
Bazen ağzımızdan çıkan seslerle sevincimizden,
Bazen aldığımız nefesle panik, endişe ve korkularımızdan,
Bazen de yürüyüşümüzle ifade ettiğimiz güven ve cesaretten…
Bir şeyler öğreniyor ve bunları hayatımıza yarar sağlaması için katabiliyorsak işte o zaman gerçekten yaşadıklarımızdan bir şeyler öğrenmeye başladık demektir.
Güneşe bakarken yaydığı ısı ve aydınlıktan,
Gece gökyüzünü izlerken Ayın karanlığı yaran aydınlığından,
Soğuğun titretmesinden sıcağın kavurmasından, açlıktan ya da tokluktan, sıkıntılardan ya da bolluklardan, musibetlerden ya da nasihatlardan, hayırdan ya da şerden vb. kısaca hayatta yaşanan her olaydan ilkeli ve erdemli yaşamak adına bir ders bir mesaj çıkaramıyorsak dilimize, beynimize, kalbimize, elimiz ve kolumuza işte o zaman bu yaşananların gerçek öğrenme ile alakası olmayacaktır." dedim.
Sonra "İşte Yüce Allah bütün bu yaşanan olaylarla insanın en erdemli insan olarak yaşamasına katkı sağlamak ve eğitmek ister. 
Bu anlamda insanın en değerli öğretmeni Allahtır. Yaşadıkları da Allah'ın bir eğitim öğretim müfredatı. Öğrendikçe daha da ilerleyen bir birikim. Öğrenilmediğinde ise tekrar edilen deneyimler." dedim.
Arkadaşlarımın bütün dikkati bu söylediklerimde idi. Çok net anlaşılmanın verdiği huzuru hep birlikte yaşadık.
Bütün hayatını sadece yaşadıklarını Allah'ın bir müfredatı olarak algılayıp bu şayede Allah'ın eğitim öğretim müfredatına dahil olan ve hayatına her yaşananla bir mesaj, anlam katarak, öğrenmeler gerçekleştirerek onun bir öğrencisi olmayı hak eden bütün arkadaşlarıma sevgi ile paylaşıyorum.