Yıllardır üzerinde çalıştığım ve yakında sizin de elinizde olması için çaba sarf ettiğim ve 6 cilt olacağını tahmin ettiğim “Yerdeki Yıldızlar” İsmi ile basılacak olan eserimden bir parçayı sizinle bir bayram hediyesi olarak
03.10.2015 15:43
Eğitim
Ramazan VAROL

Yıllardır üzerinde çalıştığım ve yakında sizin de elinizde olması için çaba sarf ettiğim ve 6 cilt olacağını tahmin ettiğim “Yerdeki Yıldızlar” İsmi ile basılacak olan eserimden bir parçayı sizinle bir bayram hediyesi olarak

Yıllardır üzerinde çalıştığım ve yakında sizin de elinizde olması için çaba sarf ettiğim ve 6 cilt olacağını tahmin ettiğim “Yerdeki Yıldızlar” İsmi ile basılacak olan eserimden bir parçayı sizinle bir bayram hediyesi olarak paylaşmak istedim.
İnsanlık tarihinin ilk yıllarıydı. Allah severek, önemseyerek, en güzellerine layık görerek yarattığı insana kendine yakın olmak adına fırsatlar vermek istedi.
Bu fırsatlara namaz dedi. Oruç dedi. Zekat dedi. İnfak dedi. İbadet dedi. Kurban dedi. Dua dedi. 
En güzellerinden verdiği sayısız nimeti sadece güzel değerlendirmesini istedi severek, özenerek yarattığı kullarından.
İşte bu anlamda kullarına tertemiz olarak verdiği nimetlerle yine kendisine tertemiz kulluk ifadesi olarak diğer tertemiz kullarıyla paylaşıp yakın olmayı tercih etme fırsatını yakalamalarını istedi yaratan.
Bu fırsatı, niyetini farklı farklı amaçlarla kirleterek tepen ilk insanlardan olan Kabil gibi olmadı Habil.
Tertemiz niyeti ile tertemiz mallarını bu fırsata kurban etti.
Çünkü onun yaratılış amacı bu idi ve bu şekilde davrandığında samimiyetini ve tertemiz kulluğunu yaratıcısına yakınlaşarak sunabilirdi.
İşte bu sunuştu insana Allah'a yakınlaşmanın usulü ve yöntemini gösterme şekli...
Samimiyet, içtenlik, tertemiz niyet, şükür ve cennet fırsatı, sadece Allah'ın rızasını kazanmak ve ona yakınlaşma araçlarını çoğaltmak...
Bu insanların Allah'a yakınlaşma süreci hayat devam ettiği sürece devam edecekti...
Bir dönem Allah bu süreci mal ile, bir dönem can ile, başka bir dönem canı ve malından çok sevdiği en sevdikleri ile vb. devam ettirdi.
Bu süreçte yaşananların tamamı günümüz yaşayan insanlarına da bir örnek olarak sunuldu.
Bir zamanlar Allah en sevdiği kullarından İbrahim'e bu fırsatı verdi. Bu, hiç tahmin etmediği cinstendi. 
Allah'a yakınlaşmak, onu her şeyden daha çok sevdiğini kanıtlaması adına bir fırsattı.
Biricik çocuğu ve onun kıymetli annesini yanından uzaklaştırıp çöle bırakmasını isteyerek Allah'a daha yakın olma fırsatını yakalamasını istemişti, Allah İbrahim'den.
Hz. İbrahim bu fırsatı çok iyi değerlendirip eşine ve çocuğuna yaslanmayı bırakarak sadece Allah'a olan samimiyetini ve teslimiyetini ortaya koyarken hem o dönemde hem de sonraki dönemde birçok insana da bunun güzel örneğini sergilemişti.
Aynı anda Allah'ın sevgili kulu Hacer ise bütün evrendeki kadınlara kocalarına yaslanmayı terk etmelerini haykırıyordu sanki.
Kocası İbrahim'e söylediği şu söz tarihe belki de samimiyet ve teslimiyetin en derin mesajıydı.
"Bizi bu ıssız, kervan geçmez, kuşlar uçmaz çölün ortasına bırakmanı senden Rabbimiz mi istedi?"
İbrahim'in "Evet!" cevabı karşısında hiç tereddütsüz mal, can, gurur vb. telaşına düşmeden, 
"O halde Rabbimiz emanetini korur. Sen gönül huzuru ile git." sözü herhalde günümüz eş kurbanlarına en güzel "Kurban" örneği olacaktır.
Bu süreci devam ettirenler Kurban ibadetinin/Allah'a yakınlaşma usulünün en derin ahlakını, edebini oluşturuyordu.
Bu sürece en temiz teslimiyeti ifade eden İbrahim ve Hacer'in oğlu İsmail de en derin katkısını yapmıştı.
Bir dönem kendisine her şeyi olduğu gibi canını da emanet eden Yaratan ondan can emanetini samimiyetle teslim etmesini isteyerek Allah'a en yakın olma fırsatı ile karşı karşıya kalmıştı.
İsmail işte böyle bir durumda babası İbrahim'e sadece söylediği mesajla babasına ve evladına yaslananlara en güzel kurbanın Allah'a yapılabileceğini ne güzel haykırıyordu.
"Babacığım Allah'ım senden benimle ilgili ne yapmanı istiyorsa onu yap. Allah şahit olsun ki, beni sabreden ve teslim olup boyun eğenlerden bulacaksın." 
Bu söz ve davranış ile Kurban ibadeti bambaşka bir edebe kavuşmuştu.
Allah her üçünün de samimiyet ve teslimiyetini kabul etmiş ve kendilerini en yakını olarak sayfalara kazımış ve rıza mührünü basmıştı onların bu davranışlarına.
Bu sürece bambaşka bir katkı da İmran Ailesinden gelmişti.
Biricik yavrularını Allah'a daha yakın olma adına kendilerinden uzak durmasını dahi kabul etmişlerdi.
Meryem insanların kendisine söyleyecekleri ne olursa olsun iffetini sadece Allah'a emanet etmiş ve soyundan tertemiz bir Peygamber gelmesine adamıştı kendini.
Meryem Allah'a yakın olmanın birçok yönünü gösterdiği gibi kendini sadece fiziksel namusunun arkasına yaslayanlara ne kadar güzel bir Kurban örneği sergilemişti.
Allah'a yakın olma adına, her tür çirkin söze rağmen o fiziksel namusun da aslında gerçekten ne olduğunu Allah'a en yakın olma edebi ile ne güzel göstermişti insanlığa. 
Bu süreç tarih boyu devam etti.
Bazıları makamlarını bazıları paralarını, zamanlarını, imkânlarını bu süreçte Allah'a yakın olma fırsatı olarak kanıtladılar.
Kurban süreci yani Allah'a yakın olma fırsatları süreci devam ediyordu.
Bir dönem Zalim Firavunun eşi Asiye zulümlere karşı onuru ve gururunu bir tarafa bırakıp yetiştireceği Musa'ya yönelme fırsatı ile karşı karşıya kalmıştı.
Allah'a bütün toplumu Firavunun zulmünden kurtaracak olan Musa’yı yetiştirmek amacıyla kendi şahsına yapılan bütün çirkinlikleri göze alıyordu.
Bu durumu dahi Asiye bir şükür unsuru olarak görebiliyordu.
Asiye bu sürece bambaşka bir anlam katmıştı.
Kendi nefsini öne çıkarıp tembellik ve rahatlığa yaslananlara bir haykırıştı sanki Asiye’nin bu samimi ve içten teslimiyeti. 
Aynı zamanda hayatını sadece kadın olduğu için üstün olduğunu kanıtlamaya yaslayanlara bir haykırıştı sanki Asiye’nin yaptıkları.
Kendi nefsini Allah'ın ilkelerini evrene hâkim kılacak insana yardım etmeye tercih etme yakınlığını göstermişti insanlara.
Bu durum gerçekten de oldukça ağırdı ve Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaya değer bir kurban idi.
Kurban süreci devam ediyordu.
Gücünü kuvvetini sadece çıkarına ve zalim insanların çıkarına kurban eden Haman ve Calut gibi yapmamıştı Talut.
Talut gücün fiziksel olanını değil manevi olanını seçmişti. 
Talut, olabildiğince samimiyetini, içtenlik ve teslimiyetini ordusuna da göstermiş ve sürüyle kalabalığı değil bir avuç Allah’a teslimiyete, ona yakınlaşmaya canını vermeyi göze alan insanı tercih etmişti.
Bütün dünyaya gücün sayıda ve bilekte değil maneviyat ve samimiyette, teslimiyette olduğunu haykırmıştı. Dolayısıyla güce yaslananlara yıllar önce bu şekilde mesaj vermişti.
Kurban süreci devam ediyordu.
Her şeyini para zanneden ve kendini zalim bir hükümdara ve mal ve mülke kurban eden Karun gibi olmadı Musa ya iman eden bir avuç genç.
Onlar canlarını her şeye rağmen samimiyet, içtenlik ve teslimiyete kurban etmişlerdi.
Sanki kendilerini makam para, mal mülke yaslayanlara onların bir gün yıkılacağını yok olacağını kalıcı olanın Allah’a teslimiyet ve bu sayede Allah’ın yakınlığı olduğunu ne güzel haykırıyorlardı.
Hiç tereddütsüz bir peygambere farklı bir iç hesabı olmadan bağlılık ve onun mesajlarına gönülden destek nasıl ortaya konulur? Sorusunun cevabını sanki bütün dünyaya örnek olarak gösteriyorlardı.
Kurban süreci devam ediyordu.
Bilginin arkasına sığınan ve bilgisini zalim hükümdara ve menfaate kurban eden Belam gibi olmamıştı teslimiyet ve değeri, tevazusu ile öne çıkmış olan Harun.
Sanki Harun bilgisinin ve bildiği sırların arkasına sığınarak, bunlara yaslanarak çıkarlarını sağlayan insanlara ne kadar hata yaptıklarını haykırıyordu.
Bildiği şeylerle şantaj yapar gibi dedi kodu ve iftiralarla imanını çıkarına kurban eden insanlara sanki bu örneklik bir durak ve ciddi bir hatırlatmaydı.
Harun, bilgisini sadece Allah’a yakınlaşma aracı olarak gösterip Allah’a ve Peygamberine teslimiyetini ne kadar güzel göstermişti.
Kurban sürecine sürekli katkı devam ediyor ve günümüze doğru ilerliyordu. Bu sürece katkı sağlamak bir lütuf ve nimet bir fırsat olarak karşımıza çıkıyor.
O halde bu fırsatı bizim de yakalamamız adına kaleme aldığım bu yazımı şahsımın da bu sürece basit bir katkı kabul etmesini diliyorum Rabbimden sizin de dualarınızla.
Aynı zamanda Rabbimin bu kurban sürecinde bir fırsat yakalama ve bu sürecin neresinde durduğumuzun tespitini yaparak daha ileriye taşıyan kullarından olmamıza katkı sağlamasını diliyorum.
Haydi, o halde bu bayram bereketini bizim elimizle dağıtsın. 
Haydi, o halde bu bayram cömertliğini bizim elimizle göstersin. 
Haydi, o halde bu bayram kardeşliğini bizim elimizle ortaya çıkarsın.
Haydi, o halde bu bayram samimiyetini bizim elimizle belirlesin.
Haydi, o halde bu bayram teslimiyetini bizim elimizle göstersin.
Haydi, o halde bu bayram onurunu bizim elimizle dağıtsın. 
Haydi, o halde bu bayram dostluğunu bizim elimizle göstersin.
Tamamen içten, samimi ve teslimiyetle yazdığım bu yazıyı bütün dostlarıma bir bayram hediyesi olsun diye sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)