“Rabbin ademoğlunun sulbünden soyunu alıp, onları kendilerine şahit tutarak ‘Ben sizin rabbiniz değil miyim?’ demişti. Onlar da ‘evet şahidiz’ demişlerdi.” (7 A’raf, 172) ilahi mesajı düşünüyordum bu gün.
16.03.2015 10:12
Eğitim
Ramazan VAROL

“Rabbin ademoğlunun sulbünden soyunu alıp, onları kendilerine şahit tutarak ‘Ben sizin rabbiniz değil miyim?’ demişti. Onlar da ‘evet şahidiz’ demişlerdi.” (7 A’raf, 172) ilahi mesajı düşünüyordum bu gün.

“Rabbin ademoğlunun sulbünden soyunu alıp, onları kendilerine şahit tutarak ‘Ben sizin rabbiniz değil miyim?’ demişti. Onlar da ‘evet şahidiz’ demişlerdi.” (7 A’raf, 172) ilahi mesajı düşünüyordum bu gün.
İnsanın hayatı boyu bu şehadeti gizlediği zaman zalim olacağını öğrenmiştim. 
Hatta bu durumda aksini söyler başkalarını Rab edinirse ‘hain’ olacağını öğrenmiştim.
Rab terbiye eden, eğiten anlamına gelen bir kavramdır ve her insanın Rabbi tek olan Allah iken başka Rabler edinenler olabilir.
Bu anlamda "Beni Rabbim olan Allah eğitti. Ne güzel eğitti" buyuran Peygamberimiz bir anlamda yaşanan olayların Allah'ın bir eğitim öğretim müfredatı olduğunu anlatıyor. 
Bu şekilde algılayıp bu yaşanan şeylerden Allah'ın mesajlarını yakalayarak davranışlarını ona göre belirleyenlerin Allah'ı Rab edindiği ve davranışını da buna şahit tuttuğunu anlayabiliriz. 
O halde her olay askıda bir Allah mesajı, hediyesi ve cennet sebebi olarak gelir dünyamıza. 
Bu durumu fark edip ona göre davrananlar sanki askıdan bu hediyeyi alarak Allah'ın potansiyel olarak yarattığı mükemmelliğe şehadet etmiş olurlar.
Yani her insan kamil insan olma potansiyeli ile dünyaya geliyor. 
Yaptığı davranışlarla bu potansiyeli ortaya çıkarma şehadeti göstermiş oluyor.
Yaşadığı her olayla da Allah'tan yeni eğitimler alarak kendini potansiyeline doğru yaklaştırıyor.
Bir anlamda bu yaklaşım Allah'a da yaklaşım anlamına geliyor.
Bu şekilde Allah'ın rububiyetine/eğiticiliğine şahit olan şehidin görevi bu şehadeti insanlığa taşımaktır. 
"Ve işte böylece sizi dengeli bir ümmet kıldık ki insanlığa şehitler/örnekler olasınız. Peygamber de size şehit/örnek olsun.” (2 Bakara, 143) 
İlahi mesajı bu durumu ne kadar güzel ifade ediyor.
Allah'ın rububiyyetine/eğiticiliğine şahit olan “Allah'ın ahlakıyla ahlaklanır.” Kur’an bu ahlakın yazıya dönüşmüş şekli, kainat ise bu ahlakın eşyaya dönüşmüş biçimidir. 
Ahlakı Kur’an olan Hz. Peygamber “Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmıştı. Bu vasfıyla tüm insanlığa şahit/örnek olmuştu. 
Bu vasfı üzerinde taşıyanlar da aynı örnekliği taşımış olurlar. İnsanlığa ‘örnek’ olma vasfını kazanamayan ‘şehit’ olamayacaktır.
Bu manada “şehit” olabilen biri hayatını imanına şahit gösterecek, insanlığı imanına şahit gösterecek, kendisi Allah'ın rububiyyetine şahitlik yaptığı için Allah da kendisinin kulluğuna şahitlik edecek, hasılı “Allah'a şahit olan ve Allah'ı şahit kılan” gerçek bir şehit olacaktır.
Şehit, tarihin hem kalbi ve hem de dilidir. O, ölümle dirilendir. “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler. Fakat siz anlayamazsınız.” (2 Bakara, 154)
Şehadet Allah yolunda yaşamak ve o yolda ölmektir. 
Unutmayınız ki; nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz, nasıl dirilirseniz öyle mahşere götürülürsünüz.”
Şehadet öldükten sonra yaşamanın sırrıdır. Bu sırra erenler, görmüyor musunuz hala yaşıyorlar. 
Eğer bedenleriyle ayakta olsalardı, şahadetleriyle yaptıklarının binde birini yapamazlardı.
Kısaca şehit, “Tüm arzularım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm Allah'ın sonsuz varlığına armağan olsun” diye and içen, bu andını yerine getirmek için dualarını, ibadetlerini, malını, hayatını ve en sonunda canını imanına şahit gösterendir.
Hayatını Allah'ın ilkeleri ile yaşayarak şahit tutan ve bu şekilde öldüğünde de örnek olarak diri kalan ebedi yaşayan insanlara selam olsun.
Bu anlamda yaşayan şahitlerimizi ve ölü zannettiğimiz ama dip diri aramızda yaşayan şehitlerimize saygı adına sevgiyle paylaşmak istedim. (R. Varol)