İnsanlara bir türlü 'Hayır' diyemeyen ve bu yüzden de çok sıkıntılar yaşadığını söyleyen bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
16.03.2015 10:07
Eğitim
Ramazan VAROL

İnsanlara bir türlü 'Hayır' diyemeyen ve bu yüzden de çok sıkıntılar yaşadığını söyleyen bir arkadaş gelmişti ziyaretime.

İnsanlara bir türlü 'Hayır' diyemeyen ve bu yüzden de çok sıkıntılar yaşadığını söyleyen bir arkadaş gelmişti ziyaretime.
Bu durumdan oldukça şikayetçiydi ve artık 'Hayır' larının içini doldurmak istediğini söylüyordu.
"'Hayır' larının içi dolu olmayanın 'Evet' lerine de güvenilmez." sözü ile başladım sözlerime. Bu sözüm üzerine arkadaş,
"Yani ancak 'Hayır' larımızın içini doldurursak mı 'Evet' lerimize güvenilmeye başlar?" diye sorunca "Evet." dedim ve,
"'Hayır' larının içi dolu olmayan insanlar sınırları belli olmayan ülkelere benzerler.
Bu tür insanların her zaman ne yaşayacağı belli olmadığı gibi kimin eli kimin cebinde belirsiz bir strateji izlerler. Yani stratejilerinin bile bir sınırı yoktur." deyince arkadaş,
"Anladım hocam. Bu durum oldukça tehlikeli. Hatta bu durum yaşamak için bir sınırı evi bulunmayan bir insan gibidir. Demek istiyorsunuz. 
Peki, bu durumda nasıl sınırlarımızı belirginleştirebiliriz?" diye sorunca da,
"İnsan önce yaşadığı hayata ait olduğunu kendi isteği ile kabullenmeli. Yaşadıklarından şikayeti bırakmalı.
Yaşadığı hayatta almak istediği sorumlulukları belirlemeli.
Bu sorumluluklarında neyi istediğini neyi istemediğini belirginleştirmeli.
Bu sorumluluklarında hangi konuda daha esnek, esnek ve olmazsa olmaz dediği konuları belirginleştirmeli.
Ne olursa olsun reddedemeyeceği ve terk de edemeyeceği en önemli sorumluluğun insanlık olduğunu hatırında tutup bu konuda ihtisas yapmalı.
Bırakmak istediği sorumluluklarını kimseyi suçlamadan insanlığını da terk etmeden kendi isteği ile bırakmalı. 
Bütün sayılanlar yerine getirildiğinde kişisel sınırlar da ortaya çıkmaya başlayacaktır. 
Bu anlamda yaşadığı hayatın kimliği ile gezmeye başlayacak kimliği içinde bulunmasından rahatsız olduğunu tespit ettiklerini de çıkarabilecektir.
Kimliği oluşmadığı için babasının annesinin arkadaşlarının ya da idealize ettiği kimselerin kimliğine bürünüp sonra da o kimlikten şikayet edip başka başka kimlik arayışına girme şaklabanlığını da bırakmak durumunda kalacaktır." diye cevap verdim.
İlgili bütün arkadaşlarıma sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)