Dünkü yazım üzerine bir çok arkadaş düşünce ile cahillik arasındaki ilişkisi üzerine de bir yazı yazmamı istediler,
16.03.2015 10:03
Eğitim
Ramazan VAROL

Dünkü yazım üzerine bir çok arkadaş düşünce ile cahillik arasındaki ilişkisi üzerine de bir yazı yazmamı istediler,

Dünkü yazım üzerine bir çok arkadaş düşünce ile cahillik arasındaki ilişkisi üzerine de bir yazı yazmamı istediler,
Bu konunun önemine binaen bütün arkadaşlarıma bir sevgi ifadesi olarak bu yazıyı paylaşıyorum.
"Düşünce insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli nimettir.
Bu yüzden hayat içinde yaşanan olaylar karşısında düşüncesini devre dışı bırakan insan o olay karşısında insani tutumunu da kaybeder.
O halde düşüncenin devreden çıktığı her olay insanlık dışı olmaya müsaittir.
Düşüncesini vahye yani Allah'ın ilkelerine bağlayan ve sürekli onunla iletişim içinde olan ise Allah'ın ilkeleri ile yaşayan Müslüman insan olur.
Şimdi biraz düşünelim...
Düşüncenin devre dışı kaldığı sorumluluklar da insani yanını kaybetmeye başlayacaktır.
Bir sorumluluğun insani yanı olmadan İslami yanı da tartışılamayacaktır. Çünkü insanı ve bütün evreni yaratan Yüce Allah düşünemeyen varlıkları vahyi ile muhatap görmemiştir.
Bütün varlıklar Yaratanına sadece inanarak teslim olurken insan ise düşünüp sonra inanarak teslim olmak üzere yaratılmıştır.
Bu anlamda düşünme evrende var olan her zerrenin bütün varlıklara yarar sağlaması adına her birini yaratıp nasıl yaşarlarsa onlar için daha yararlı olduğunu bilen Allah'ın ilklerine bağlandığında çok daha anlamlı olacaktır. İman ile desteklenmiş olacaktır.
Evrende var olan bütün varlıklar isteyerek ya da istemeyerek evrenin yaratılış kurallarına ilkelerine uymak zorundayken insan bütün bunlardan ayrı olarak düşünerek ve isteyerek bu kurallara ilkelere uyup uymama sorumluluğu ile baş başadır.
O halde düşünme yetisini sürekli olarak geliştirme eğilimi aslında en önemli insan olma bilinci anlamına da gelir.
Bu anlamda sağlam ve nitelikli düşünceden sonra gelen teslimiyet insana yakışan gerçek nitelikli teslimiyettir.
Düşüncesi içinden alınmış zoraki sorumluluklar insanın insan olma özelliğini de zora sokacaktır.
Değerli arkadaşlar,
Şunu çok iyi bilmelisiniz ki, Cahil öncelikli olarak düşünemeyen dolayısıyla da beyni ile bedenini aydınlatamadığı için karanlıkta kalıp her şeyi bir birine karıştırandır.
Beynin işlevi, düşünerek bütün bedeni ve sonra da evreni aydınlatmaktır. 
Düşünme işlevini kaybeden beyin bedenini de evreni de aydınlatamaz.
Hatta aydınlıklara da gözünü kapattığı için bakamaz ve göremez.
Başka bir anlamda düşünürsek, beynini düşünme amacı ile değerlendiremeyen ya da değerlendirmeyen kişi bedenini de evreni de karanlıkta bırakacaktır.
O halde bütün evren aydınlık içinde olsa da kişi beynini düşünce ile aydınlatmadan kendisi karanlık içinde kıvranmaya mahkum olacaktır.
Beynini kin, nefret ve kötü düşüncelerle dolduran kişi üzeri tozlara, kirlere bürünmüş lamba gibi aydınlığını kaybedip sağlıklı düşünme işlevini de kaybedeceği için gözleri ile güzeli görse de, kulakları ile güzeli duysa da beynindeki kirlerle kirlenecek ve diline ve davranışına kirli çıkacaktır.
Beynini güzel düşüncelerle, iyi niyetlerle tertemiz yapanlar ise düşüncelerini sürekli lambasını kirlerden temizleyen kişi misali aydınlatacak ve gözleri ile kirli şeyler görse de, kulakları ile kirli şeyler duysa da beyninde tertemiz olup diline ve davranışına tertemiz çıkaracaktır.
Bu anlamda 'Davranışlar niyetlerle anlam kazanır' Peygamberi uyarıyı da dikkate alarak tertemiz düşünen ve düşüncelerini sürekli gözden geçirip temizleyen kişilikler olarak cehalet batağından kurtulmanız dileği ile sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)Dünkü yazım üzerine bir çok arkadaş düşünce ile cahillik arasındaki ilişkisi üzerine de bir yazı yazmamı istediler,

Bu konunun önemine binaen bütün arkadaşlarıma bir sevgi ifadesi olarak bu yazıyı paylaşıyorum.
"Düşünce insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli nimettir.
Bu yüzden hayat içinde yaşanan olaylar karşısında düşüncesini devre dışı bırakan insan o olay karşısında insani tutumunu da kaybeder.
O halde düşüncenin devreden çıktığı her olay insanlık dışı olmaya müsaittir.
Düşüncesini vahye yani Allah'ın ilkelerine bağlayan ve sürekli onunla iletişim içinde olan ise Allah'ın ilkeleri ile yaşayan Müslüman insan olur.
Şimdi biraz düşünelim...
Düşüncenin devre dışı kaldığı sorumluluklar da insani yanını kaybetmeye başlayacaktır.
Bir sorumluluğun insani yanı olmadan İslami yanı da tartışılamayacaktır. Çünkü insanı ve bütün evreni yaratan Yüce Allah düşünemeyen varlıkları vahyi ile muhatap görmemiştir.
Bütün varlıklar Yaratanına sadece inanarak teslim olurken insan ise düşünüp sonra inanarak teslim olmak üzere yaratılmıştır.
Bu anlamda düşünme evrende var olan her zerrenin bütün varlıklara yarar sağlaması adına her birini yaratıp nasıl yaşarlarsa onlar için daha yararlı olduğunu bilen Allah'ın ilklerine bağlandığında çok daha anlamlı olacaktır. İman ile desteklenmiş olacaktır.
Evrende var olan bütün varlıklar isteyerek ya da istemeyerek evrenin yaratılış kurallarına ilkelerine uymak zorundayken insan bütün bunlardan ayrı olarak düşünerek ve isteyerek bu kurallara ilkelere uyup uymama sorumluluğu ile baş başadır.
O halde düşünme yetisini sürekli olarak geliştirme eğilimi aslında en önemli insan olma bilinci anlamına da gelir.
Bu anlamda sağlam ve nitelikli düşünceden sonra gelen teslimiyet insana yakışan gerçek nitelikli teslimiyettir.
Düşüncesi içinden alınmış zoraki sorumluluklar insanın insan olma özelliğini de zora sokacaktır.
Değerli arkadaşlar,
Şunu çok iyi bilmelisiniz ki, Cahil öncelikli olarak düşünemeyen dolayısıyla da beyni ile bedenini aydınlatamadığı için karanlıkta kalıp her şeyi bir birine karıştırandır.
Beynin işlevi, düşünerek bütün bedeni ve sonra da evreni aydınlatmaktır. 
Düşünme işlevini kaybeden beyin bedenini de evreni de aydınlatamaz.
Hatta aydınlıklara da gözünü kapattığı için bakamaz ve göremez.
Başka bir anlamda düşünürsek, beynini düşünme amacı ile değerlendiremeyen ya da değerlendirmeyen kişi bedenini de evreni de karanlıkta bırakacaktır.
O halde bütün evren aydınlık içinde olsa da kişi beynini düşünce ile aydınlatmadan kendisi karanlık içinde kıvranmaya mahkum olacaktır.
Beynini kin, nefret ve kötü düşüncelerle dolduran kişi üzeri tozlara, kirlere bürünmüş lamba gibi aydınlığını kaybedip sağlıklı düşünme işlevini de kaybedeceği için gözleri ile güzeli görse de, kulakları ile güzeli duysa da beynindeki kirlerle kirlenecek ve diline ve davranışına kirli çıkacaktır.
Beynini güzel düşüncelerle, iyi niyetlerle tertemiz yapanlar ise düşüncelerini sürekli lambasını kirlerden temizleyen kişi misali aydınlatacak ve gözleri ile kirli şeyler görse de, kulakları ile kirli şeyler duysa da beyninde tertemiz olup diline ve davranışına tertemiz çıkaracaktır.
Bu anlamda 'Davranışlar niyetlerle anlam kazanır' Peygamberi uyarıyı da dikkate alarak tertemiz düşünen ve düşüncelerini sürekli gözden geçirip temizleyen kişilikler olarak cehalet batağından kurtulmanız dileği ile sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)