Duygusal yaklaşımlarının çok farklı ve yıpratıcı olduğunu düşünen bir arkadaş ile konuşuyorduk.
16.03.2015 09:57
Eğitim
Ramazan VAROL

Duygusal yaklaşımlarının çok farklı ve yıpratıcı olduğunu düşünen bir arkadaş ile konuşuyorduk.

Duygusal yaklaşımlarının çok farklı ve yıpratıcı olduğunu düşünen bir arkadaş ile konuşuyorduk.
Bu durumun kendisine olabildiğince zarar verdiğini düşünüyor ve bir an önce bundan kurtulmak istediğini belirtiyordu.
Kendisini dikkatle dinledikten sonra,
"Duygularımız tıpkı bir tohum gibidir. Her söz, olay ve yaşanmışlıklara göre hareketlenirler. 
Bu hareketlilik duruma göre farklı duyguların beslenme kaynağı olurlar.
Siz bu durumun farkına vardığınızda ve bu durumu bir süreç olarak kabul ettiğinizde ancak ona yön verme imkanı elde edersiniz. 
Burada dikkat edilecek en önemli konu, hangi duygunun beslenmesi gerektiğine karar verilmesidir.
Ortaya çıkan istenmedik duygu reddedilerek değil de kabul edilip o an ona ihtiyaç duymadığınızı bilakis ötekine ihtiyacınız olduğunu belirtip dikkatinizi istediğinize verdiğinizde o anki istenmedik yoğunluk kalkacak istendik duygu hareketlenecektir." dedim.
Bu sözlerim üzerine arkadaş, "Şimdi anladım hocam. İnsan ortamı gereği yaşadığı şeylerle içinde potansiyel olarak var olan ve olayların seyrine göre de şekillendirmiş olduğu duyguları harekete geçiriyor.
Bu hareketliliği kendi haline bıraktığımızda nasıl yol bulacağını kestiremiyoruz. Bununla birlikte süreci kabullenip dikkatlerimizi istendik duyguları hareketlendirmeye verdiğimizde ise duygularımızı kendi istediğimiz gibi kontrol etmiş oluyoruz. Değil mi?" diye sorunca, oldukça sevindim ve teşekkür ettim.
Yaşadığımız hayatta olayların etkisi potansiyel duygu ve düşüncelerimiz için birer fırsattır. Bu fırsat kişinin donanımı ve niteliği nispetinde farklılıklar oluşturur. Bu fırsat bu duruma göre hezimet dahi olabilir.
Bu yüzden her yaşanan olayı kendiniz için fırsata çevirmeniz dileği ile sevgi ile paylaşıyorum. (R. Varol)